Tasavvufla ilgili konuştuğumuz meselelerin bir kısmı yaşamayı gerektiren haller kardeşlerim. Dinliyoruz ama pek tadına varamıyoruz. Bazı meseleler yaşamayı gerektiriyor, yaşadıkça anlaşılacak meseleler. Günümüzde herkesin cemaati, tarikatı var. Gücü nispetinde uğraşıyor.
Ama bugün tasavvufta olgunlaşmak, kemale ermek Mevlana’nın, Yunus’un yaşadığı devirden çok daha zor… Neden çok daha zor, bunun gerekçesi şu; insanların Allah’a (cc) , Peygamber’e (sav) olan odaklanmasını bozacak çok engeller var. Bugün farklı kültürlerden süratle çok etkileniyoruz. Böyle olunca kafamız gönlümüz çok daha kolay dağılıyor.
Yunus ile Mevlana’nın yaşadığı devir -ki aynı devrin insanları bunlar- Selçuklu’nun son zamanları. Vatandaşın okuryazarı yok, yabancı kültürden etkilenme şansı yok. Vatandaş velilerin menkıbeleriyle oturuyor, kalkıyor. Konsantrasyonu bozulmuyor. Şimdi iş yerleri bir âlem, kitaplar bir âlem, televizyon bir âlem. Farklı kültürlerden çok etkileniyoruz. Ben şöyle bir söz yazmıştım; “Kültürel kirlenmeden kurtulmak için seçici olmak lazım” demiştim. Seçici olamıyorsak bu bizim kafamızı gönlümüzü dağıtıyor ve burada kazandığımızı şurada kaybediyoruz.
Farklı kültürlerin etkisi altındayız. Bu kitap yoluyla, dergi yoluyla oluyor. Televizyon, gazete, internet yoluyla oluyor. Bunlar bizim kafamızı, gönlümüzü dağıtıyor. Dağıtınca ilerlememiz kolay olmuyor. Böyle bir zaaf içerisindeyiz. Kapitalist bir kültür var. Ne yapıyor; güçsüzü eziyor. Böyle büyük holdingler güçsüzleri eziyor. Güçsüz de ister istemez bir ezilmeme mücadelesi veriyor. Hayatta kalabilme mücadelesi veriyor. Yani devamlı bir koşuşturmanın içerisindeyiz. Eskiden olduğu gibi bir ceket bir pantolon yakıştırdın mı beş sene giymiyoruz. Kültürel bir yozlaşmanın içerisindeyiz. Tabi bu da bizim ayağımıza kement oluyor. İleriye gitmemiz pek kolay olmuyor. Kendimizi oralardan koparamıyoruz.
Türkiye’de birde Mevlana’ya endeksli bir tasavvuf var. Bir arkadaş Mevlana usul kurmuştur dedi. Mevlana’nın usul kurduğu bir şey yok, Mevlana’dan sonra kurulmuştur Mevlevilik. Tasavvuf deyince biz Mevlana’yı anlıyoruz. Vatandaş Mevlana’nın kitaplarını okumamıştır, sadece duymuştur. Ama Türkiye’de böyle bir fantezi var. Mevlana fantezisi. Herkes tasavvuf deyince Mevlana anlıyor. Ben de tasavvuf deyince Mevlana’yı anlamıyorum. Biz Mevlana’nın aldığı kaynaktan alıyoruz aldığımızı. Bizim için Mevlana devre dışıdır. Bizim Mevlana’dan alacağımız vereceğimiz bir şey yok; olay budur.
Mevlana’nın şahsi maneviyatını inkâr ediyor değilim. Ama senin için Mevlana da, Yunus da, Hacı Bayram da burasıdır. Mevlana yaşamıştır, ölmüştür, bitmiştir. Allah (cc) rahmet etsin. Şimdi hayatta yaşayan Mevlanaları bulacağız. Bugünün Mevlanaları, Yunusları kim; onları bulacaksın. Sizi bu konuda uyarmak isterim.
Bu Yunuslar kim günümüzde? Hocalarımız, Allah (cc) razı olsun, çok güzel bir bayram sohbeti yaptı. Ama bu bayramlarda olduğu zaman mutlaka bir Yunus Emre’ye, Mevlana’ya yahut Hacı Bayram istasyonuna uğruyor. Ama nedense hep, bir hayattaki Mevlanaları, Yunusları görmezden geliyorlar. Gururumuz buna mani oluyor. Tek sebep, tek neden gurur! Hayattaki Mevlanaları, Yunusları tanımak lazım… Yunus Emre mutlaka yeri doldurulacak şahsiyet değil ama senin için hayattaki insanlar önemlidir. Çünkü Allah (cc) bunların eliyle seni feyizlendiriyor.


Yorum bırakın