Hz. Allah (cc) bize Muhammedi ahlak, Muhammedi neşe içerisinde yaşamayı nasip etsin. Bildiğiniz gibi Rebiülevvel ayının kameri takvime göre 11’ini 12’ye bağlayan gece Mekke’de Resulullah (sav) Eefendimiz malum dünyaya geldiler, dünyaya teşrif etti1er. O geceye Peygamber’imizin (sav) doğumuyla birlikte aslında İslam’ın doğumu da diyebiliriz. 

Şimdi Peygamber’imizin (sav) doğduğu dönemdeki sosyal yapı, toplum yapısını kitaplardan okuyoruz, kürsülerden hocalarımız konuşuyor, dinliyoruz. Sosyal yapıda tabi bozulma, çökme var. Ahlaki bir çöküş var. Tam bir ahlaki çöküş var. Üzgünüm, o günkü bozulmayla, o günkü sosyal yapıdaki dejenerasyonla bu günkü arasında çokta bir fark yok. Alın kitapları okuyun. Peygamber’imizin (sav)doğduğu yılda Arap Yarımadası’ndaki ahlaki yapıyı, sosyal yapıdaki bozuklukları okuyun. Bu güne bakın, arada hiç fark yok. Yani insanlık gene bu gün büyük bir çöküş içerisinde, ahlaki bir dejenarasyon içerisinde. Allah (cc) yardımcımız olsun.

Bu gün Peygamber’imizin (sav) doğumunu çok daha canlı, sıcak kutlamak gerekiyor. Nasıl kutlayacağız? Peygamber’imizin (sav) doğumunu nasıl kutlayacağız? O’nun Sünnet-i Resulünü, O’nun ahlakını iyi öğreneceğiz ve hayatımıza tatbik edeceğiz arkadaşlarım. Yani bundan başka ferdi ve toplumun kurtuluş yolu yok. Fert ve toplum olarak bir tek kurtuluş var bizim için Kur’an’a ve Sünnete sıkı sıkıya sarılmak. O günkü kadar toplum bozuktur. Tek tek saymaya, söylemeye lüzum yok.

Bizim fert olarak, aile olarak, toplum olarak huzur bulmamız buna bağlı. Buna şiddetle ihtiyaç var. Ekmek gibi, su gibi, hava gibi ihtiyaç var. Ama toplumun bir kısmı bu ahlaki çöküşün farkında olmayabilir.

Bir kısmı ahlaki meseleleri kendine meşru ve mübah görebilir. Ama şuurlu bir Müslüman’ın böyle düşünmesi ve görmesi mümkün değildir kardeşlerim. Buna çok sıkıya sarılmamız lazım. Peygamber’imiz (sav) “Ben size iki emanet bırakıyorum: Biri Allah’ın kitabı, diğeri de benim sünnetlerimdir” diyor değil mi kardeşlerim? Peygamber’imizin (sav) hayatına baktığımız zaman çok yüksek bir ahlak görüyoruz. Kur’an ahlakını görüyoruz. Hz. Aişe validemize sordukları zaman, “O’nun ahlaki Kur’an’dır” diyor. Yani yaşayan Kur’an. Kur’an’ın ortaya koyduğu en model, en seçkin insandır Hz. Resulullah (sav)

Ona çok sıkı sıkıya sarılmamız lazım. Yaşantımızda onun yaşantısından, onun örnek hayatından bir kaç cüz bulunsun, bizim kurtuluşumuza yeter arkadaşlar. Peygamber’imizden (sav) evvel peygamberler gelmiş değil mi, malum. Bunların şeriatı nesh edilmiş, kaldırılmış. Bizim Peygamber’imiz (sav) en sona bırakılmış, yaratılışta ilk dünyaya gelişte son olmuştur peygamberlik silsilesinde. Niçin? Çünkü onun şeriatı nesh edilmesin, kaldırılmasın, Kıyamete kadar bu hüküm devam etsin. Yani bizim yeni bir din arama ihtiyacımız yok. Peygamber’imizin (sav) bize bıraktığı emanete çok sıkı sarılmamız lazım kardeşlerim. Şu gün, şu anda, Peygamber’imizin (sav) doğumu münasebetiyle o neşe ile o coşkuyla çalıp oynamak isterdim, neşelenmek isterdim, halay çekmek isterdim. Çünkü bu gün hakikaten Müslümanın sevinmesi gereken bir gün. Ama içinde yaşadığımız topluma baktığımız zaman, Peygamber’imizin (sav) getirdiğine baktığımız zaman gerçekten mustarip oluyorsun. İslam ahlaki göğe kaldırılmış. Sünnetler kaybolmuş. Yani buna baktığım zaman içimde acı doluyor.

Bu gün şu toplumdaki çalkantıları görüyorsunuz. Ahlak sadece Kur’an’la mı olur? Evet, ahlak Kur’an’la olur. Peygamber (sav) ve Kur’an ahlakından uzak yetişen insanların yaptıkları ortada değil mi? Demek ki ahlak, Kur’an’la, sünnetle oluyor. Sünnet-i Resul’e sarılmakla oluyor. Kendini beğenmekle, bir makama gelmekle, omzuna bir şey takmakla olmuyor. Ahlak sıkı sıkıya Peygamber’e (sav) sarılmakla oluyor ve onu hayatımıza geçirmekle oluyor; yaşantısını, davranışlarını…

Peygamber’imiz (sav) bize ne getirmiş? Önce inanç getirmiş: “La ilahe illallah!” Putperest bir kavme gelmiş, insanlar puta tapıyorlar. Allah’ı (cc) bırakmışlar, Allah’ı (cc) tanımaktan uzaktalar, kendi elleriyle yaptıkları putlara tapıyorlar. Böyle bir ortamda Hz. Allah (cc) neyi getirmiş, tevhidi getirmiş. Tevhid dinini getirmiş. La ilahe illallah; Allah’tan (cc) başka ilah yoktur. 

Tabi bunun mücadelesi hiç kolay olmamış kardeşlerim. Peygamber’imizin (sav) hayatına kastedilmiş değil mi? Ona, davasına gönül veren bir avuç sahabe çok büyük eziyetlere, sıkıntılara, meşakkatlere katlanmış. Mallarından, canlarından olmuşlar. Hayatları devamlı tehlikede olmuş. Şimdi onların yaşantısı ile Peygamber Efendi’mizin (sav) ashabının yaşantısı ile onların bütün imkânlarını bu tevhid davasına seferber ettikleri duruma bir bakın, bir de kendimize bakalım. Başkalarını suçlamayalım. Dışarıya gitmeye lüzum yok. Buradaki arkadaşları kastediyorum, biz ne kadar Müslümanız? 

Kardeşlerim, ötekini berikini kötülemeyelim. İşe kendi nefsimizden, kendi ailemizden, kendi çevremizden başlayalım. Bu dediğim temel değerlere sıkı sıkıya sarılalım. Onlar çok büyük mücadeleyle, sıkıntılarla, meşakkatle bu emaneti yerine yerleştirmişler. Bu sistemi kurmuşlar. Bize sadece onları okuyup taklit etmek kalmış. Onlara özenmek, onların yaşadığı gibi yaşamaya çalışmak kalmış. Kur’an ortada, Sünnet-i Resul ortada değil mi kardeşlerim. Ve Ortada binlerce milyonlarca Müslüman var. Yarım yamalak da olsa Müslümanız elhamdülillah. Öyleyse bunlara çok sıkı sarılalım kardeşlerim. Peygamber’imizin (sav) ahlakı hakikaten çok lazım şu topluma. Hepimize çok lazım…

İslam’ı sadece ibadetten ibaret sanmayın. Ahlak bu gün ibadetten önce gelir demeyeceğim ama ahlak da bu gün bize ibadet kadar ihtiyaçtır. Peygamber’imizin (sav) ifadesi ile “bir insan güzel ahlakı ile ibadet eden insanların önüne geçer takvada.” Güzel ahlaka çok ihtiyaç var. Güzel ahlakın temeli ne kardeşlerim? Hepinizin çok iyi bildiği gibi doğruluk… 

Peygamber’imiz (sav), O muhteşem insan, “Emr olunduğun gibi dosdoğru ol” gibi ikazın muhatabı olmuş. Önce dosdoğru olmak lazım… Güvenilir olmak lazım. Sözümüzün arkasında durmamız lazım. Ağzımızdan çıkana sahip çıkmamız lazım. Yani şu adam doğru adamdır, bundan bana zarar gelmez, karşımızdaki Müslümana bu imajı uyandırmamız lazım.

Güzel ahlak sabırla tamamlanır. Doğru olacağız ama çok da sabırlı olacağız. Zorluklar gelir, meşakkatler gelir, sıkıntılar gelir, Allah (cc) yolunda bunları göğüsleyeceğiz. Bunlara karşı direneceğiz. Sabır sadece zorluklar ve sıkıntılar karşısında olmaz kardeşlerim. Güzellikler, nimetler, lütuflar içindeyken de sabırlı olmak gerekir. Öyle durumlar yaşarsın ki, cebine üç kuruş para girdiği zaman şımarırsın, ne oldum delisi olursun. Yoldan saparsın, çizgiyi bırakırsın. İşte orda da sabırlı olmak lazım… Karşına çeşit çeşit olaylar çıkar.İşte orda da sabırlı olmak lazım. Sabır çok önemli… “Allah (cc) sabredenlerle beraberdir” diyor Kur’an, “Allah (cc) sabredenleri sever” diyor. Sabırlı olmak lazım…

Allah’a (cc) tevekkül etmek lazım. Zaman zaman Kur’an’a dalıyorum, Peygamber’imizi (sav) çok çok tevekküle yönlendiren ayetler var. Peygamber’imize (sav) tevekkül emrediliyor. “Allah’a (cc) tevekkül et”. Buradan şu manayı çıkarıyorum: Demek ki Peygamber’imiz (sav)o yüksek ahlakıyla, o muhteşem, o büyük ahlakıyla Allah’ın (cc) terbiye ettiği o büyük insan, zaman zaman bu tebliğ davasında, bana göre anladığım oradan, yalnız kalıyor ki sık sık tevekkül emrediliyor. “Allah’a (cc) tevekkül et”, “Onlar aldırmazlar, sen Allah’a (cc) güven, sen Allah’a (cc) dayan, Allah’a (cc) sığın”. Ve bu gün de tebliğ yapan insanlar aynı acıyı yaşıyor. Zaman zaman yalnız kalıyor. Tevekkül… Müslümanın olgunlaşması için sabır kadar tevekküle de ihtiyaç var. Bunlar bizim toplum hayatımızdan kaldırılmış değerler.

Şükür; biz öncelikle Allah’ın (cc) bize bahşettiği nimetlerin farkına varmalıyız. Şükürden, önce bahşettiği nimetlerin farkına varmayı anlamalıyız. Allah (cc) Kur’an’da diyor ki: “Ey Davut ailesi, şükreden kullarım azdır, siz şükredin” diyor, ikaz ediyor. Allah (cc) bize ibadeti sevdirmeseydi biz sevemezdik. Allah (cc) bize imanı sevdirmeseydi biz sevemezdik. Allah (cc) , bize Allah yolunda bize sebat, istikamet vermeseydi biz bunlarda başarılı olamazdık. Bütün bunlar Allah’ın (cc) nimetidir. İman çok büyük bir servettir.

Akıl çok büyük bir servettir. Bunların farkında olalım. İmanı biz kendimizden bilmeyelim. Şükredici bir kul olalım. Allah (cc) buyuruyor ki “Biz şükredenin nimetini artırırız”. Bu nimetim artsın diye şükretmek değil. Elindeki nimetin farkına varmak önemli.

Şükredici kul olmak lazım, tevekkül edici olmak lazım, Peygamberin (sav) hayatından birkaç kesit hayatımıza geçirmemiz lazım. Bu çok bilgiyle olmuyor kardeşlerim. Bu bilgiyi edinebilmek için belki hayatını vereceksin. Çok bilgiyle olmuyor amelle oluyor, ihlasla oluyor. Amelle, ihlasla oluyor. Allah’ın (cc) öyle evliya, öyle seçkin kulları var ki bunları yokladığın zaman zahiri bilgileri bunların yok. İçinden bir hadis almış adam ve hayatına tatbik ediyor onun koskoca bir evliya olmasına yeterli geliyor. Bilginin çokluğu değil amel önemli. 

Bildiğinle amel etmek önemli… Amel ediyorsan ihlas olacak. İhlassız ibadet seni bir yere götürmez. Çok çabucak söner o ışık içinden. Amelle ihlas olacak. Yaptığını sadece ve sadece Allah (cc) için yapacaksın. Yaptığımızı Allah (cc) için yapacağız. Sevabını, mükâfatını sadece Allah’tan (cc) bekleyeceğiz. Yani bu gün takva diye bir şey var, fetva diye bir şey var. Fetva ve takva… Fetva; şu işi şöyle yapacaksın. Takva; fetvanın ötesindedir. Yani sen fetva ile amel etmeye mükellefsin. Sen Allah’ın (cc) kulusun. Sen kendini istediğin kadar nasıl şekillendirirsen şekillendir, sen kendine nasıl paye verirsen ver… Kur’an ahkâmında “Ben cinleri ve insanları bana ibadet etsinler diye halk ettim” buyuruyor. Senin durumun belli, konumun belli, yani ibadetle sorumlusun yükümlüsün.

Peygamber’imizde (sav) bütün peygamberlerin kemâlatı cem olmuştur, toplanmıştır. Âdem’den başlayıp Peygamber’imize (sav) gelene kadar tüm peygamberlerde parça parça görülen kemâlat Peygamber (sav) Efendimiz’de cem olmuştur. Yani Peygamberin (sav) meşrebinde olmak hemen hemen imkânsız gibidir. Bu Kâmil dediğimiz evliyalar kimi İsevi meşrepli, kimi Musevi meşrepli, kimi Nuh’un, kimi İbrahim’in meşrebindedir. Peygamber’imiz (sav) bunun hepsidir, tamamıdır. 

Peygamber’imiz (sav) çok yüksek ahlaklıdır. Öyleyse Peygamber’i (sav) çok seveceğiz. O’nun Hayatını okumaya çalışacağız. Öğrenmeye çalışacağız. Bize neyi emrediyorsa onu alacağız. Neyi sakındırıyorsa şiddetle ondan kaçınacağız. Hiç akılcılık-makılcılık yapmayacağız. Kendi kendimize fetva vermeyeceğiz. İnanan adam için yaşama biçimini, Kur’an ve Sünnet belirler. Aklı belirlemez. İnanan bir Müslüman yaşamak için Kur’an ve Sünnete bağlıdır. Kendi aklına müracaat edersen aklın seni saptırabilir, insanı yanıltır. Aklın sana eğriyi doğruyu gösterebilir. Kur’an ve Sünnetten onay alacağız.

Resulullah’ın (sav) sevgisini bulmak kolay olmuyor. Resulullah (sav) sevgisini bulmak için içimizdeki diğer sevgilileri çıkarmamız gerekiyor. Huzurullah’a gittiğin zaman hangi takımı tutuyorsun diye sormazlar sana, kimin oğlusun, kimin kızısın diye sorulmaz, sen hangi partilisin diye sorulmaz. Salih Amel getirdin mi? Senden bu istenir. Allah (cc) için yapılmış Salih Amel istenir senden. 

Gönlümüzü Allah’ın (cc) gayrı sevgilerden temizleyelim. Bu olmadıkça, terk olmadıkça Resulullah (sav) sevgisinin kokusunu dahi alamayız. Terk olmadan, züht olmadan Resulullah (sav) sevgisine ulaşamayız. Bu öyle söylendiği gibi kolay bir şey değil arkadaşlar. Bizim gönlümüzde, önce Hz. Allah (cc) , evliyalarından bir kulunun ateşini tutuşturdu. Zaman içinde o ateş ile yandık. Zaman içinde gönlümüzde bir ışık, bir Peygamber (sav) sevgisi belirmeye başladı. Ama o ateşle yandık biz. Ezildik, bozulduk, itildik, kakıldık. Bundan sonra Peygamber (sav)’ Efendi’mizin sevgisinin kokusunu almaya başladık, nasip etti Allah (cc) , hak etmedik biz. Tabi bu kokuyu almaya başladıkça diğer çevreden de uzaklaşmaya başlıyorsun. Allah’a (cc) doğru yaklaştıkça halktan uzaklaşıyorsun. Değer ve ölçüler değişir. Paylaşacakların azalır.

Peygamber’imiz (sav) zahiri ahkâmı herkese tebliğ etmiştir. Bundan herkes sorumludur. Ama batıni kemâlata gelince, Marifetullah’a gelince bunu ehline bildirmiştir kardeşlerim. Kur’an’ın zahiri ahkâmından herkes mesuldür. Peygamber’imiz (sav), inanç getirmiştir, ibadet getirmiştir, ahlak getirmiştir. Tevhidin derinlikleri var. Burada tevhidin derinliklerini sana zaman içinde bu insanlar telkin edecektir, öğreteceklerdir. Olgunluğa ulaştıkça yavaş yavaş bir takım meseleleri gösterecektir. Şimdi konunun burasında Peygamber (sav) Efendimiz’in mucizelerinden kimse bahsediyor mu? Hiç kimse bahsetmiyor.

Ama Peygamber’imizin (sav) ahlakından bahsediliyor. Onun getirdiği ahkâmdan söz ediliyor. Mucize inanmayan insanlara gösterilmiş. İnanmayanlara da Allah (cc) hidayet etmemiş ve yine inanmamış. Mucize bizi kurtarmaz. Bizi Peygamber’imizin (sav) ahlakı kurtarır, O’nun bize bıraktığı emanet kurtarır. O’nun bir çift sözü, O’nun evliyasının bir şiiri, O’nun bir nasihati, sohbeti bize bugün ışık tutuyor. 

İrfan bilgisi üstündür. Bu mürşit dediğimiz insanlarda da şeriat, tarikat, hakikat, marifet gibi mertebeler var ya, bu bilgiler var. Mürşitlik öyle laf ile olmaz. Babadan oğula geçmez, hak etmeyince olmaz. Sana anlayacağın kadar konuşulur, anlayacağın dilden söz edilir. Beş vakit namazda yalpalayan adama nasıl hakikatten söz edersin. Üç yüz, beş yüz tesbihte tembellik, gevşeklik gösteren adam nasıl hakikate ulaşır. Gözünüzü, kulağınızı, gönlünüzü açın, burada ötelerin ötesinde bilgiler var. Size var, bize var.

Allah (cc) lütfetti bizde var. Ama size kabiliyetiniz kadar verilir. Biz ötelerden konuşacak ortamı bulsak böyle gariplik çekmeyiz. Sabırlı olun, gayretli olun, istikamet sahibi olun. Allah’ın (cc) veli kullarını Hz. Allah (cc) halktan gizler. Hadis-i Kutsi var; “Velilerim kubabım altında gizlidir, onları benden başkası bilmez.” Ehil olmazsan, Hz. Allah (cc) sana tanıtmazsa sen evliyayı tanıyamazsın. Bu insanlar gök kubbenin altında varıdır. Kıyamete kadar da var olacaktır. Sen susuz olursan, sende açlık olursa Allah (cc) bunları senin karşına çıkarır. Senin gönlündeki paslanmış deliği açar. Sendeki kilidi açar. Senin gönlüne bir neşe, bir ateş atar. 

Yasaktan şiddetle kaçının. Buraya gelirken hocalığınızı, hafızlığınızı, zenginseniz zenginliğinizi, âlimseniz, âlimliğinizi kapıda bırakacaksınız. Buraya hiçlik duygusu içinde geleceksiniz. Burada ne veriliyorsa onu alacaksınız. Böyle gelirseniz sizin kârınıza olur. Ölçüyle, tartıyla, hocalıkla, âlimlikle, zenginlikle, kasıntıyla kapıdan içeri girerseniz işiniz zor olur. Buraya yokluk içinde geleceksin. Mahviyet içinde geleceksin ki kârın olsun. Büyük bir teslimiyet olacak, muhabbet olacak ki seni o adam şekillendirsin. Sen teslim olursan biz seni kolayca yoğururuz, bir şeye benzetiriz, bir şeye benzersin. 

Allah (cc) hepimizin yardımcısı olsun. Bizi yüce Peygamber’imizin (sav) ahlakıyla ahlaklandırsın. Onun ahlakı nurdur, ışıktır. O büyük bir insandır. Peygamber’imizden (sav) bahsederken gerçekten zorlanıyorum. Onun dışındaki sevgileri gönlünüzden atın. Televizyonlarda faydalı olanları izleyin. Okuduğunuz kitapları ve gazeteleri gözden geçirin. Sizi Allah’tan (cc) , Peygamberden (sav) uzaklaştıran programlar üzerinde fazlaca yoğunlaşmayın. 

Bildiklerini kapıda bırakacaksın. Öylemi kardeşim? Sana nasıl elbise veriliyorsa onu giyeceksin. Allah (cc) yar ve yardımcımız olsun. Allah (cc) bizi sevdiği Habibinin ahlakı ile bizi ahlaklandırsın. Yüce Peygamber’imizin (sav) şefaatlerine bizi nail eylesin.

Yorum bırakın