Tahir Büyükkörükçü hocanın Mevlana ve Mesnevi Gözüyle Hz. Muhammed (sav) isimli eserinden bir pasajı sizinle paylaşmak istiyorum. Kitabın bir bölümünde Aleyhisselatü Vesselam Efendimizi anlatırken şöyle bir misal veriyor. Mi’raç gecesi Cebrail Aleyhisselama bir istekte bulunuyor. Resulullah Efendimiz (sav), “Ey Cebrail ban gerçek veçhinle bir görün” diyor. Böyle bir istek yad edilince, Cebrail Aleyhisselam bütün ihtişamıyla gerçek yüzünü Resulullah Efendimiz (sav)’e gösteriyor. Bu muhteşem manzara karşısında Resulullah Efendimiz (sav) kısa bir baygınlık geçiriyor. Mevlana Celaleddin-i Rumi bu olaya istinaden şu yorumda bulunuyor: “Eğer Cebrail Aleyhisselam Hz. Muhammed (S.A.V.)’in gerçek veçhini görebilseydi bayılırdı, kıyamete kadar da ayılamazdı.”
O ucu bucağı olmayan bir umman, o insanlığın kurtarıcısı, O’nu anlatmaya, O’nun kemalini, yüceliğini, tasvir etmenize ne ilminiz yeter, ne irfanınız yeter, ne gücünüz yeter. O’nu kâmil manada tanımak, anlamak ve anlatmak, bizlerin ilmimizin, irfanımızın çok üstünde. Ama şunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki O’nu sevme noktasında, O’nun muhabbetini vücudumun her noktasında hissettim diyebilirim.
O’nu tanıma ve anlama zafiyeti içerisinde olabiliriz, ama inanan bir insan olarak, O’nun izinden gitmek ve O’na muhabbetle yükümlüyüz. Size şöyle bir sual yöneltsem, içinizden kaç kişi ben Resulullah Efendimiz (sav)’i anamdan da, babamdan da, nefsimden de, evlad-ı ıyalimden de, derneğimden de, teşkilatımdan da çok daha fazla seviyorum diyebilir. Hepiniz Resulullah (sav)’ı elbette seviyordur bir Müslüman olarak, ama bunu bir aşk, vecd içerisinde hissetmek, yaşamak durumundayız.
Bizim tasavvuf adamı olarak yapmaya çalıştığımız şey, sizin kalbinizi meşgul eden, gereğinden fazla dolduran sevgileriniz var ya; kimi filan partiyi, kimi hastalık derecesinde falan parti liderini, kimi bir futbol takımını, kimi bir sanatçıyı, kimi evini, arabasını, derneğini, teşkilatını. İşte bu, gönlümüzü fazlaca meşgul eden sevgilerden arındırıp, oraya Allah (cc) ve Resulü (sav)’nün sevgisini yerleştirmek; yapmak istediğimizin özeti budur.
“İnancım uğrunadır bunca çile, çektiğim
Sevgi tohumlarıdır, gönüllere ektiğim”
Hepimiz günahkârız, günahı olmayan hiçbir insan yoktur. Bu gök kubbenin altında hiçbir insan günahsız değildir. Allah Resulü (sav) buyuruyorlar Hadis-i Nebevilerinde: “Sizler günah işleyip Allah’tan (cc) af dilemediyseniz, Allah (cc) sizleri helak eder, günah işleyip tevbe edecek bir kavim getirirdi.” Öyleyse kendimizi hiç kimseden yüksekte görmeyelim. Günahkâr olduklarını düşündüğümüz insanları irdelemeye, horlamaya, dışlamaya kalkışmayın. Eğer yapabiliyorsanız sevgiyle, muhabbetle o insanları kucaklayın, onlara ışık tutun. İbn-i Arabi’nin bu konuda şöyle bir sözü var: “Eğer ahir nefeste nasıl gideceğini bilmiyorsan, sana bir hüccet verilmediyse, kimseye karşı tekebbürlü olma.”
Hepimiz fertler olarak İslam’ı tebliğ etmekle yükümlüyüz. İnsanları horlamadan, irdelemeden, İslam’ı anlatmak lazım. Tabi bunu söylerken Allah Resulü (sav)’nün tebliğ ettiği İslam’ı anlatmak lazım. Yoksa başka insanların yaptığı gibi sadece inandığı Kadiriliği, Nakşiliği İslam diye anlatmak elbette yanlış olur. Bunlar dinde vardır ama din sadece bunlardan ibaret değildir.
İslam’ı sadece bir parti şeklinde anlamak ve anlatmak ta doğru değil, dinde siyaset vardır ama herkes siyaset adamı olacak diye bir şey yok. Tebliğde kullanılacak metot Allah Resulü (sav)’nün metodudur ve bunu yaparken de insanlardan gelen eziyetlere, sıkıntılara katlanmasını da bileceğiz. Ama bu görevi mutlaka ama mutlaka yapmak durumundayız. Çünkü bu bize Hz. Allah’ın (cc) bir emridir. Kur’an-ı Kerim’de mealen buyuruyor ki: “Yeryüzünden fitne kalkıncaya, din Allah’ın (cc) dini oluncaya kadar cihada devam edin.” Yani bitmez tükenmez bir mücadele. Bu cümleden olarak cihadı sadece kafa kesmek şeklinde anlamayın. Cihadın ruhu tebliğdir.
İnsanlara falan tarikatlı, filan partili, şu dernekli, bu teşkilatlı gibi grup ve mezhep taassubundan uzak, “inananlar kardeştir” gözüyle bakın. Hepinizin bir siyasi kanaati olur. Beğendiğiniz partiye oyunuzu kullanın, ama asla bağnaz partici olmayın. Siyasi kanaatiniz insanları kırmaya, incitmeye götürecek kadar sizi bağnazlaştırmasın. Hepimizin her konudaki beğenileri farklı farklıdır. Ama ortak buluşma noktamız İslam kardeşliğidir.
Şikâyetim nefsimden hiç kimseye sözüm yok
Ne dünyada ne ukbada inanın ki gözüm yok.


Yorum bırakın