Mürşidler salikleri ikinci doğum için dölleyen insanlardır. Yeniden doğum tasavvufun ruhudur. Saliklerin ruh, aşk fitilini ateşler, manevi doğumu sağlar. Yaşar Nuri Öztürk bu olayı “mürşid salikleri manevi doğum için döller” diyerek güzel tarif etmiştir. İşte mürşid saliki manevi doğum için dölleyen insandır.

Tasavvuf acılarıyla, tatlılarıyla bir yaşama biçimidir. Azimli ve kararlı olmak gerekir. İnsanlardan yüz çevirmeyelim, birbirimizi sevelim. Olumsuzluklar cesaretimizi kırmasın. İnsanlardan kaçmayalım. Elbette ki insanların yalnız olması, kendi kendine olması gereken durumlar vardır ve bu olmalıdır da. Ama bu insanlardan umut kesme, nefret etme hakkını bize vermez.

Yunus’un güzel bir sözü var “sevelim sevilelim.” Seversen sevilme şansını yakalayabilirsin. Sevmekten korkmamak gerekiyor. İşe hakikat gözüyle baktığımızda kimi seversek sevelim hakikatte yine O’nu severiz. Onun dışında başka birini sevme şansımız yoktur. Zaten O’nun dışında varlık yoktur. Gördüğümüz her şey O’nun namütenahi güzelliğinin yansımasıdır.

Sevmek… Sevgi… Güzel bir duygu ve bu zamanda yaşayan bizlerin, toplumun yitiğidir. Toplumun barışını, huzurunu sadece ekonomik koşulların iyileştirilmesi ile sağlanabileceğini sanıyoruz. Ekonomik gücün artması ile toplumun mutlu olacağı kanaatindeyiz. Bütün çalışmalarımız bu istikamette.

Toplum bu düşüncenin gerçekleşmesi ile mutlu olmaz. Biz büyük bir ahlaki yoksulluğun içindeyiz. Bunu göremiyor veya görmek istemiyoruz. Güvensizliğimizin ve sevgisizliğimizin altında yatan bu…

Arkadaşlar biraz güvenilir, samimi olalım. İkiyüzlü olmayalım. Olduğumuz gibi olalım. Kendimizi olduğumuz gibi ifade edelim. Başkalarına şirin görüneceğim diye ikiyüzlü olmayalım. Olduğumuz gibi görünmeye gayret edelim.

Olduğu gibi olanlar daha güven vericidirler. Mevlana’nın dediği gibi “Olduğun gibi görün, göründüğün gibi ol.” Tabii bu kolay bir mesele değildir. Mevlana bu dediğini yaşamış ama dediği gibi olmak zor; kolay değildir. Gönlümüzde Aşk-ı İlahi’den kıvılcım olursa işimiz kolaydır. Halktan bir beklentimiz olmazsa, birilerine şirin görünmek ihtiyacını duymazsak olduğu gibi olmak kolaydır.

Allah’ın (cc) velileri bahçede açan çiçekler gibidir. Her birinin rengi, kokusu ayrı ayrıdır. Birisi kendine akıtılanları konuşur, diğeri kendine verilenleri konuşur. İnsanları sadece bir velinin terazisi ile tartmak yanlış olur. Allah’ın (cc) diğer velileri farklı yapıda olabilir.

Deniz dalgalı iken de denizdir, sakin iken de denizdir. Her yerde o Tanrısal güzellik vardır. Biz bu idrake ulaşırsak bu güzelliği her yerde müşahede ederiz. Tasavvuf yoluyla ikiyi bir ederiz. Biz hep ikide kaldığımız müddetçe tasavvufi terimle gizli şirk içindeyiz. İkiyi bir yaptıktan sonra da sıfır yapmak yani hiç olmak gerekir. Kemal, baş olmak değil hiç olmaktır. Bu sözü hepimiz dinliyoruz ama genelde anlamıyoruz.

Necip Fazıl Kısakürek’in geçilmez şiiri bunu anlatır;

Bu kapıdan kol ve kanat kırılmadan geçilmez.
Eşten, dosttan, sevgiliden ayrılmadan geçilmez

İşi bilen ustaların üstümüzdeki tasarruflarına katlanmalıyız. Bunda bizim karımız olur. Allah (cc) zatından başka kimseye ibadet edilmesini istemez, kendinden başkasının gönüllerde yer bulmasını, sevilmesini istemez. Zatından başka kimseye varlık verilmesinden hoşlanmaz.

Kemal ve olgunluk hiç olmadadır. Sabırlı ve kararlı olalım. Allah (cc) yardımcımız olsun. Önce Allah (cc) bize sevdiklerini sevdirsin. Çünkü Allah sevgisi kolay ele geçebilecek ve herkesin de taşıyabileceği bir yük değildir. Allah (cc) bize kendisine yaklaştıracak ameller işlemeyi nasip etsin.

Yorum bırakın