Bizim insanımız Anadolu insanı tasavvufa yatkın insanlar… Bizim sarhoşumuz bile gerçekten Allah (cc) der. Hiç kimseyi kırmaya, zorlamaya, aşağılamaya gerek yok. Kendini iyi göstermek için başkalarını da kötü göstermeye ihtiyaç yok. Sen sende olanı takdim edersen, sen sana verileni ortaya koyarsın beğenilirse kabul görür, alınır yani kimseyi kötülemeye lüzum yok. Hakk’a giden yollar çoktur. Allah’ın (cc) geniş yollarını da daraltmaya gerek yok, ihtiyaç yok kardeşlerim.

Allah (cc) hepimizden razı olsun. Üç aylara girmiş bulunuyoruz malum. Hz Allah (cc) feyizli, bereketli bu mübarek aylarda güzel ameller, salih ameller işlemeyi bize sevdirsin kolaylaştırsın.

Allah’a (cc) gönül veren insan -mübalağalı konuşmayım da- cenneti bu alemde yaşar. Yani ötelere kalmaz. Allah’ı (cc) seven Resulünü (sav) seven yani o coşkuyu gönlünde bulan insan cenneti bu alemde yaşar. Allah (cc) ve Resulüne (sav) gönül verelim. Bizi bu yoldan kesen davranışlardan, arkadaşlardan uzak duralım elimizden geldiğince. Sosyal hayatın içindeyiz, elbette dağlara çıkacak mağaralara girecek halimiz yok, hayatı yaşayacağız çoluk çocuğumuzla. Sorumluluklarımız var, yaşayacağız bir şekilde ama Allah’ın (cc) ipini bırakmayalım. Bize Allah’tan (cc) başka dost ve yardımcı yoktur. Darda kaldığımızda zorda kaldığımızda bizim inanacak bir Allah’ımız (cc) var elhamdülillah. Bu büyük bir lütuftur. Büyük bir sermayedir. İşte buralarda bu Allah’ı tanıma yoludur, Allah’ı (cc) bilme yoludur. İnandığımız Allah’ı tanıma yoludur buralar, bu inandığımız Allah’a (cc) yakini elde etme yoludur.

Bunun adına şu denir, bu denir, Kadiri denir, Nakşi denir, Halveti denir, Celveti denir, ama Allah’a (cc) ulaşan insanlara evliyaullah denir. Yol bitmiştir, yolculuk bitmiştir, maksada ulaşılmıştır. Büyük ozanımız Yunus Emre’den kardeşlerimiz güzel ilahi okudular, “kişi kendini bilmektir”. Allah’ı (cc) bilmenin yolu da kişinin kendini tanımasıdır. Kendini tanımasıdır, yani kendine irfan sahibi olmasıdır. “Nefsini bilen Rabbini bilir.” Yani biz bu seyri sülük denen manevi ruhani yolculukta her mertebede Allah’a (cc) karşı irfanımız, bilgimiz artacaktır. Burası irfan tahsil etme yoludur.

İrfan ilimden üstündür. İrfan doğrudan Hz. Allah’tan alınır veyahut doğrudan Hz. Allah’tan (cc) verilir. Rivayetleri çoğaltmakla, kitapları ezberlemekle insan Allah’a (cc) yakini elde edemez. Efendi kardeşlerim elbette ilim başımızın tacıdır. Helali, haramı, eğriyi, doğruyu bilmemiz elbette ilim ile olur. İlim elbette küçümsenmez, ilim ehli de küçümsenmez, katiyen, bu temeldir. Ama orada kalınmamalıdır. Allah’a (cc) yakin irfan ile olur. Kişi kendini bilmektir dediği bu Yunus’un. Bu seyri sülük denen yolculuğu bir mürşidin nezaretinde yaparsak bu yol kısalır. Çünkü bu insanlar bu manevi ruhani yolculuğu yapmış insanlardır. Yolu bilen insanlardır. Bu yoldaki bilgiler, hal bilgisi dedikleri bilgidir.

Ben size teori olarak size lazım olan şeyi aslında yazdım da. Yaşadım ve yazdım. Allah (cc) bunu bize sevdirdi, lütfetti ve benim bir ömrüm bu yolda, bu davada gitti. Kardeşimiz dergide bir yazı yazmıştı başlığında şöyle diyordu. Allah’a (cc) ve Resulüne (sav) adanmış bir ömür. Bu cümle beni ağlattı ama aslında doğruydu. Allah ve Resulüne adanmış bir ömür. Ve böyle gitti elhamdülillah.

Size söyleyeceklerim elbette çok şey vardır, ama siz yaşadıkça, tattıkça, öğrendikçe biz bir takım şeyleri konuşacağız. Biz bir takım şeyleri yazdık da, sadece yaşamakla kalmadık, Allah (cc) lütfetti yazdık, ama senin onu anlaman yaşamana bağlı. Yaşamadıktan sonra o yazılar pek bir şey ifade etmez. Yaşayarak bileceğiz. 

Allah’a (cc) yakinin mertebeleri vardır.

İlmel yakin: inanılan bir Allah, inanıyoruz ama bu Allah’ı (cc) tanımıyoruz, inanmak başka bir şey tanımak başka bir şeydir.

Aynel yakin: görmek, şuhud.

Hakkel yakin: Hak varlığında kendini eritmek, yok etmek.

İşte bu mürşit dediğimiz insanlar Hz. Allah’a (cc) ulaşan yolda, fenafirresul denilen yolculukta Peygamberimizin (sav) muhabbeti ile kendini peygamberde eritmiş insanlardır. Daha ilerde Hz. Allah’ta (cc) kendini eritmiş, yok etmiş insanlardır ki, onlara itaat Resule (sav) itaattir. Tabiri mazur görün arkadaşlar, onlara itaat Hz. Allah’a (cc) itaattir arkadaşlar. Çünkü onlar kendi nefsini aradan çıkarmıştır. Kendinde, kendine ait bir şey kalmamıştır. Derginin son sayısında bir yazımız yayınlandı, bir cümlemiz yayınlandı: “seni sende öldürmeyen sevgide hayır yoktur”. Sende sana ait bir şey bırakmamak. Ferdiyetini, dediğim bu ateşte yakmak, eritmek.

Öyleyse efendi kardeşlerim şu kapıdan içeri girerken bildiklerimizi kapının dışında bırakalım. Hz. Allah (cc) bu konudaki bilgileri bize sizden fazla vermiştir. Size lazım olan bilgileri belki bizim elimizden verecektir Hz. Allah (cc) . Bu kapıda bırakın, büyük bir muhabbetle, büyük bir teslimiyetle gelin, işiniz kolay olsun. İşinizi zorlaştırmayın. İnsanlar iyiye de kötüye de istidatlıdır. İçinde yaşadığı toplum, kültür insanların şekillenmesine yardımcı olur. Tabi tekke faaliyeti kapatılmıştır, bu doğrudur, eğridir, bu konuya hiçbir zaman girmedik, yine de girmeyeceğiz. Ama günümüz insanı için artık bu tür yerlere ihtiyaç vardır. 

Kahvehaneler açıktır, şuralar açıktır, buralar açıktır, buraları da baskı altına almazsan -mademki demokrasi var memlekette demokrasi talep ediyoruz- öyleyse buralar üzerinden de bu olumsuz, menfi baskı kaldırılmalı. Buralara ihtiyaç duyan buralara gelmelidir. Kahveye gitmek istiyorsa kahveye gitsin. İnsanların bu tür yerlere ihtiyacı vardır. Kulaktan dolma laflarla, olumsuz propagandalarla buralar hakkında insanlarımız olumsuz şeyler düşünüyor. Ne yapılıyor, ne konuşuluyor gözünle gör, yakinen gör. Ne yapılıyorsa görüp te kararını kendin ver. İnşallah bizi yönetenler bunun farkında ve şuurundalar.

Din adına ben hiçbir zaman bizim gibi düşünmeyenlere hücum etmedim. Bu üzerimizdeki baskıdan değildi. İçimdeki tevhid anlayışındandı ve tabirimiz hoş görüle genişçe bir genel kültürden kaynaklanıyor. Çünkü herkesi biz Allah’ın (cc) kulları olarak görüyoruz. Hristiyan’ı da öyle Yahudi’si de öyle Budist’i de öyle biliyoruz. Hepsi Allah’ın (cc) kullarıdır. Hepsi Allah’ın (cc) kudret ve tasarrufu altındadır. Allah (cc) dilese dilediği anda hepsine hidayet eder ve şu yola sokar. Öyleyse kavgacı olmaktan ziyade daha hoş görülü, daha toleranslı, daha sevgi dolu olmalıyız. Biz barış adamıyız, biz sevgi adamıyız. “Sen oyunu sevgiden, barıştan yana kullan, kavga bitmeyecekmiş, varsın bitmesin” demişiz değil mi? 

Biz kavganın bitmeyeceğini biliyoruz. Bu insanların yapısında, fıtratında var. Yunus Emre hemen hepinizin kulak aşinalığı olduğu bir ozandır. Uygun oluyor olmuyor bilmiyorum ama bizi yaşayan bir Yunus gibi görün. Yazdıklarımız ortada, konuştuklarımız ortada. Bu şekilde düşünen insanlara, bu şekilde seven insanlara bu toplumun ihtiyacı var. Sosyal barışa buralardan gelinir. Buralar sevgi ortamıdır, kardeşlik ortamıdır. Burada düşmanlar dost yapılır, küsler barıştırılır, kimse kimseye düşman edilmez burada, buralar sevgi ocağıdır, gönül ocağıdır. Efendi kardeşlerim, ruh sükunetini bulmamız için bu tür yerlere gelin.

Bizi beğenmeyebilirsiniz, bu işi ehil görmeye bilirsiniz. Gördüğünüz yerlere gidin, bir koku alın. Allah (cc) ve Resulünün (sav) kokusu hayatta yaşayan bu evliyaullahtan alınır. Yoksa siz bu kokuyu alamazsınız, evliyaullahtan alınır bu koku, Allah (cc) ve Resulünün (sav) kokusu. Ben şu huzurunuzda hiçbir zaman Resülullah (sav) diye ağlamak istememişimdir, hiçbir zaman, kendimi çok sıkmışımdır, çok ezmişimdir ama bu mümkün olmadı. Otuz sene Allah (cc) bana -hep farkındasınız burada çok eski arkadaşlarım var- otuz seneden sonra artık ben bir dönem ağladım. Bu bana bir lütuftur. Bunu övünç meselesi yapmıyorum. Allah’ın (cc) bir keremidir. Herkese nasip olmaz, Resulullah’ın (sav) sevgisini almak. Bu bir lütuftur kardeşim şu ortamda.

Eş, dost, arkadaşlar bir gün yolları ayrılabilir, bugün sevdiklerimizi yarın sevemeyebiliriz. Öyleyse Allah’a (cc) sıkı sıkıya bağlanalım. Allah’ı (cc) herkese ve her şeye tercih edelim. Kendi nefsimize, çoluk çocuğumuza, eşimize, dostumuza, herkese ve her şeye Allah’ı (cc) tercih edelim. Hz. Allah (cc) kendisi için seçtiği kulları bu insanları zaten bir müddet dövdürür, sövdürür. O’nun maksadı şudur: halktan kesmektir onları, halka olan meyil ve muhabbetini kesmektir. 

Kişi veli olmaz taşlanmayınca, 

Siva muhabbeti boşlanmayınca

Demiş ya evliyaullah. Halka taşlattırır. Onda bazı haller zuhur eder, istenmeyen haller zuhur eder, halk onu taşlar, onu halktan keser, sevdiklerinden keser, yalnızlığa çeker, kendine çeker, halvete çeker, uzlete çeker. Bu kişinin olgunlaşması için gereklidir. Yaşaması gerekir. Sabırlı, dayanıklı, kararlı olmak gerekir. Ahte vefalı olmak gerekir.

Ortam pek iç açıcı değil. Farklı kültürlerle farklı şekillerde etkileniyoruz. Elimizden geldiği kadar gönlümüzü Allah’tan (cc) gayri şeylerle meşgul etmeyelim. İnternette, televizyonda, bilgisayarlarda neyse… Arkadaşlarla sohbetleri arttırın, aranızda görüşmeler yapın. Bu görüşmeler parti olmasın, şeraite, hakikate, muhabbete dair şeyler olsun. Evliyaullahın sözleri olsun, şiirleri olsun. Yani bir araya geldiğinizde bunları konuşun. Gönlünüzdeki muhabbet ateşini körükleyin bunlarla. Gönlümüzü dağıtmayalım. Bugünkü kültürle kolay olmuyor ama buna mecburuz. 

Bakın şöyle bir ikiliğim var. 

Sevgiler sevgiliye giden yolu kesmesin, 

Gönlünde her mevsim bir başka rüzgar esmesin. 

Yani gönlünü dağıtma. İstikamet sahibi ol, Hakk’a doğru yürü.

Bir başka sosyal konuya da değinelim. Çoluk çocuğumuzu din adına büyük baskılar altına almayalım. Dindarlığı öğreteceğiz diye bunları dinden diyanetten soğutmayalım. Bir genç çocuğun senin yaşadığını yaşaması mümkün değil bugün. Yani genç olduğunu, çocuk olduğunu hesaba katalım ama büsbütün de bunların yakasını bırakmayalım. İleride bunun acısını çekeriz. Bunların zararı sadece kendine olmakla kalmaz, kalmıyor. Kendine zararı olduğu gibi aileye zararı oluyor, çevreye zararı oluyor. Anlaşılıyor mu kardeşlerim? Yani çocuklarımıza ibadet edecek kadar, namaz kılacak kadar Kur’an öğrenmesine yardımcı olalım. Temel dini bilgilerini öğretelim. Hiç olmazsa bir ebeveyn olarak sorumluluktan, mesuliyetten kurtulacak kadar bunu yapalım. 

Din toplum için çok gereklidir, ekmek gibi, su gibi. Şimdi bugün günümüzde ne var? İnsan sağlığı bedenden ibaret değil ki. İnsanın bir ruh dünyası vardır Müslüman kardeşlerim. Biz duyuyoruz, anlatıyorlar. Devamlı şunu şöyle yersen beden için şu kadar faydalı, şunu şöyle tüketirsen böyle, bunu böyle tüketirsen… Tamam, güzel, hoş bunlara ihtiyacımızda var, yadırgamıyoruz da. Sağ olsunlar bu hizmeti yapanlara teşekkür ediyorum kendi adıma, güzel ama insan sadece bedenden ibaret değil ki insanın bir de ruh dünyası var. Birazda bu ruh dünyasını, insan ruhunu imar edecek, inşa edecek bilgilere insanın ihtiyacı var kardeşlerim.

Beden dediğin ruha giydirilen bir elbisedir. Şu elbise neyse işte vücutta ruha giydirilen bir elbisedir. İnsanın bir ruhu var. Bu ruh nereden beslenir? İşte buralardan beslenir. “Kalpler Allah’ın (cc) zikriyle mutmain olur, huzur bulur” diyor Hz. Allah (cc) . 

Buralara ihtiyaç var, Allah’ı (cc) anmaya ihtiyaç var, inanmaya ihtiyaç var, dine, diyanete ihtiyaç var. Çoluk çocuğumuzu salıvermeyelim, ateşin içine atmayalım. Öyleyse buralara da çoluğunuzu çocuğunuzu getirin. Yaptığınız şey doğru ise bu yaptığınızın doğruluğuna inanıyorsanız, çoluğunuzu çocuğunuzu kızınızı oğlunuzu yetişme çağında, buluğ çağında elinden tutun, getirin. Burada o manevi kokuyu alsın. Elbette bu çocuk derviş olacak hali yok. Bu manevi kokuyu alsın, bu manevi atmosferi fark etsin ki insan yaşantısında bu tür faaliyetler var. Bunun bilincinde yapsın. Görsün böyle bir şey var, bu işlere yabancı olmasın.

Sonra bazen bu evliyaullahta öyle haller vardır ki bir bakar onun gönlüne o tohumu atar. Sen farkında bile değilsin, o da farkında değildir. O tohumu atar, zaman geldiğinde o tohum orada büyür, olgunlaşır, meyve verir. Evliyaullahtan ismini hatırlayamadığım bir zat oynayan çocukları seyrediyor. Ne yapıyorsun diyorlar. Aşı yapıyorum diyor. Yani işte o çocukların gönlüne o istidatlı bulduğuna o nazarı yapıyor, zaman içinde meyveyi veriyor. Biz şuraya kendimiz geliyoruz da çoluk çocuğumuzu buralara getirmiyorsak yanlış davranıyoruz, eksik davranıyoruz. Çünkü toplum ateşin içinde öyle değil mi kardeşlerim? Ateşin içinde. 

Allah (cc) yardımcımız olsun. Huzuru ilahide bizi mahcup edecek hal ve hareketten korusun.

Yorum bırakın