Allah’a (cc) hamt olsun. Sevgili peygamberimize salat ve selam olsun. Hz. Allah (cc) bizi sevgili Peygamberimizin (sav) yolundan izinden ayırmasın kardeşlerim. İçimizdeki iman ışığı, içimizdeki iman cevheri, bizi bu mübarek günde burada bir araya getirdi. Allah (cc) içimizdeki iman ışığını söndürmesin. Allah (cc) bugüne kadar nasip etti, pek çok bu tür geceler günler arkadaşlar ile buluşma imkanımız oldu. Bu Allah’ın (cc) bize elbette bir lütfudur, inayetidir, hidayetidir. Nefsimizden bilmeyelim. Nefsimizden bilmiyoruz elhamdülillah.
Sevgili kardeşlerim biliyorsunuz Regaip kandili rahmetin, mağfiretin, affın, inayetin bol olduğu bir gecedir. Allah (cc) bu gecenin feyzinden nurundan hepimizi nasiplendirsin. Hatalarımızı affetsin. Rızayı ilahiye uygun ameller işlemeyi Hz. Allah (cc) bize kolaylaştırsın, sevdirsin. Buraya toplanmamızda asıl hedef kâmil manada Hz. Allah’a (cc) kulluk edebilmek, bu şuuru geliştirebilmek arkadaşlar. Ticari, siyasi bir hesap içinde elhamdülillah değiliz. Sadece ve sadece Hz. Allah’a (cc) rızayı ilahiye uygun şekilde kulluk edebilmek, bu şevk, bu heyecanla buralara geliyoruz. Allah’a (cc) ibadette asıl olan ihlastır, samimiyettir kardeşlerim. Yani sadece Allah’ı, Allah olduğu için sevmek, Allah’a Allah (cc) olduğu için ibadet edebilmek, bu şuuru geliştirebilmek, kulluk bu. Çeşitli beklentiler, çeşitli hesaplar, ticari-siyasi hesaplar, beklentiler içerisinde buraya gelip gidersek elimize yorgunluktan başka bir şey geçmez.
Bu bizim için de böyle, sizin içinde böyle kardeşlerim. Biz burada konuşurken Hz. Allah’ın (cc) rızasını değil de insanların, buraya gelen insanların sevgisini saygısını cezbetmek, bu sevgi-saygıyı kazanmak gibi bir niyetle konuşuyor isek bu riyadır. Riyanın arkasında da gizli şirk korkusu vardır. Allah (cc) bu durumlara düşmekten bizi hıfzetsin bizi himaye etsin. Öncelik Allah’ın (cc) rızasıdır. Ben burada güzel konuşuyorum, güzel sohbet ediyorum desinler diye bir mantıkla burada konuşuyor isem buradaki emeklerimin hepsi boşa gider. Ayrıca bu durumdan dolayı Allah’tan (cc) tövbe istiğfar etmem gerekirdi. Allah o duruma düşürmesin. Önce Allah’a kulluk, Allah’ın (cc) rızası bunu öğrenelim. Kamil manada Hz. Allah’a (cc) ibadet edebilmeli.
Önce ne dedik ihlas, samimiyet, kulluğun esas ruhu bu, samimi olacağız, ihlaslı olacağız. Ben burada güzel ahlak, Allah’a ibadet, taat ederken; Allah (cc) indinde makbul olacağına inandığım ahlaki değerlerin başında doğruluk geliyor. Benim kafa yapımda gönlümde hâkim düşüncemde bu. Doğruluk, samimi olmak, Allah (cc) için yapmak. Allah (cc) için sevmek ve doğru olmak, dürüst olmak, güvenilir olmak.
Bugün kü toplumun en büyük yitiği ve en çok ihtiyacı olan şey doğruluk. Çünkü toplumda büyük bir güven bunalımı var. Kimsenin kimseye güvenmediği bir ortamda yaşıyoruz. Öyleyse bu ortamda bize en çok lazım olan şey dürüstlüktür arkadaşlar, doğruluktur. Bu söylendiği gibi kolay değildir. Doğru olmak lazım, dürüst olmak lazım, sevdiklerimizi Allah (cc) için sevmek lazım. Bu temeli bu zemin oluşturmazsa üzerine bina yapamayız. Bu temel olacak öncelikle efendi kardeşlerim. Samimi olacağız, doğru olacağız ve istikamet sahibi olacağız. Allah’a (cc) karşı istikamet sahibi olacağız.
Peki, bu bütün anlattığın şeyleri kürsüdeki vaaz efendiler senden daha güzel anlatırlar. Elbette ki benden çok daha güzel konuşurlar, çok daha güzel anlatırlar. Ama burada tasavvufi bir neşe vardır, seyri sülük denilen manevi, ruhani bir yolculuk vardır ve biz bir mürşide bağlanmışsak bu mürşide bağlanmaktan kastımız bu seyri sülük denilen manevi-ruhani yolculuğu gerçekleştirebilmektir. Yoksa ahlak kitaplarında, irşat kitaplarında çok güzel şeyler yazılıdır. Oradan okuruz oradan öğreniriz ama buradaki manevi kokuyu, manevi havayı teneffüs etmemiz mümkün olmaz. Bu kolay değildir. Manevi ruhani bir hava vardır buralarda ki elbette siz iyi niyet sahibi insanlarsınız, samimi insanlarsınız, nefsimden üstün insanlarsınız, her biriniz bir yerlerden gelmişsiniz. Ama burada siz bu manevi-ruhani kokuyu bu manevi havayı teneffüs etmeseniz, siz kalkıp buralara gelemezsiniz.
Sizi buraya getiren bir güç kuvvet var. Ama biz bunu kendimizden asla bilmiyoruz. Bizim elimizden bir şey veriliyorsa bu Hz. Allah’ın (cc) ikramı oluyor size. Biz bu işe memur oluyoruz. Bizim elimizden aldığınız güzellikler Allah’ın (cc) size takdir ettiği nimetlerdir, lütuflardır. Hz. Allah (cc) bunu bizim elimizden veriyor. Yani mülkün sahibi O’dur, veren O’dur, alan O’dur. Kudret kuvvet sahibi O’dur. Doğruluk, güzellik, güzel ahlak derken burada ne yapacağız, seyri sülük dediğimiz bu yolculukta Allah’ı (cc) tanımak gibi bir nimete ulaşacağız inşallah.
Allah’ı (cc) tanımak, irfana ulaşmak gibi bir nimete ulaşacağız. Yani böyle bir niyetle toplanılıyor buraya. Zaman zaman bizim konumumuzda olan insanları, ticaret adamları, menfaat adamları, şunlar bunlar olarak gösteriyorlar. Bunlar değildir kardeşlerim. Burada sadece Allah’ın (cc) rızası gözetilir. Sevgi, muhabbet yaşanır-yaşatılır.
Burada niyet Allah (cc) olacak. Allah’ı tanımak, Allah’ı (cc) bilmek, o müşahede-i ilahiye ulaşmak, rıza-i ilahiye nail olmak için geleceksin. Yani hedefin, maksudun, gayen bu olacak. Bunun dışındaki istekleri, beklentileri gönlünden çıkaracaksın. Buradaki asıl mesele hakikate ulaşabilmek, tevhidi hakikiye ulaşabilmek. İhlas, samimiyet, doğruluk, cömertlik bütün bunlar temel meseleler, asıl olan hakikate ulaşmak, Allah’a (cc) ulaşmak.
Amaç, Allah’ın (cc) rızasıdır. Peki, Allah’a (cc) ulaşmak bu mümkün mü? Mümkün elbette. Ama bu yolda ne yapacaksın? Samimi, kararlı, ihlaslı istikamet sahibi olacaksın. Yani bu bir anlık heves ve heyecanla olmaz arkadaşlar. Bu manevi, ruhani yolculuk, seyri sülük denilen yolculuk, elbette ki bir takım çilelerden geçiriyor.
Beni kendi adıma -bu bir övünç meselesi olmasın ama- çok cenderelerden geçirdiler. Biz sizin için bu yolda, sizi ilerletebilmek için belki kendi geçtiğimizden değil de sizi en kolay en kestirme nasıl ileriye götürürüz, bunun hesabı ve bunun sancısı da var bizde. Biz sizi tanıyoruz, içinde bulunduğumuz sosyal yapıyı biliyoruz, Müslümana reva görülen davranışları görüyoruz. Bu şartlar altında en kolay, en kestirme yoldan bu insanlar Hakk’a nasıl götürülür. Zaman zaman içimizde bunun sancısı oluyor ve bizi uyutmadığı geceler de oluyor. Anlaşılıyor mu kardeşlerim. Gaye Allah (cc) , bunu nefsimize zaman içinde kabul ettireceğiz.
Bu bir anda şu anda söylediğim gibi olmaz arkadaşlar. Bu seyri sülük denilen yolculukta ilerledikçe kendi ferdiyetin erimeye başlar. Yani Allah (cc) senin için gaye olmaya başlar. Bu bir anlık heves ile olmaz. İyi niyetle de olmaz. Ama bu bilgiyi nefsimize kabul ettireceğiz. Ben buraya bu niyetle geliyorum. Yani buraya devamlı beni imtihan etmeye, keşif beklemeye, keramet beklemeye gelmeyeceğiz. Bak buraya bu kadar insan mesai saati kalkıp Hz. Allah (cc) buraya göndermişse demek ki bir şeyler oluyor değil mi. Millet günümüzde babasını bile ziyarete gitmiyor. Bu bana Hz. Allah’ın (cc) büyük lütfudur. Elbette bana manevi, maddi bir külfet, sıkıntı getiriyor ama bir yönünden de lütuftur değil mi? Babasını ziyarete gitmediği bir dönemde bu kadar insan gelip seni dinliyorsa bu Hz. Allah’ın (cc) bir lütfudur. Allah (cc) ayağımızı kaydırmasın. Bizi hıfzetsin, himaye etsin kardeşlerim.
Yaşlandım ve yoruldum, otuz beş seneyi aşkın zamandır insanlara böyle sohbet yapıyorum ve sağlık durumum buna pek uygun olmuyor. Çok iyiyim elhamdülillah. Allah’a (cc) namütenahi şükürler olsun ama bu sağlık durumundan da baskı altında kalıyorum. Yani buradan su akıyorken testiyi doldurun, bir şeyler almaya gayret edin. Biz bu işte yalancı falan değiliz. Ama içinde bulunduğumuz sistem buralardaki hizmetlere tolerans tanımıyor. Medya yoluyla senin kafanda olumsuz şeyler görüntüleniyor. Sen o şartlarda geliyorsun buraya. Hacı Bayram’ın yaşadığı bir ortamda yaşamıyoruz şimdi. Bizi dünyaya çeken çengeller çok fazladır. Bunun zorluğu budur kardeşlerim. Ama yine de karınca kararınca Hz. Allah (cc) kısmeti olanlara bir şeyler lütfediyor, veriyor.
O zaman da belki çok insanlar buralara gitmiş ama kemale eren insanlar az olmuş. Kemale eren insanlar her devirde az olur çünkü bu heves heyecan işi değil kardeşlerim. İşin o manevi ruhani boyutuna daha fazla girmeden şöyle diyelim sohbetimizi toparlayalım. Bugün üç aylara girdik. Üç aylar Müslümanların yaşantısına aktivite katan bir zaman dilimi değil mi kardeşlerim? Manevi havanın yüksek olduğu bir zaman dilimi. Allah (cc) bizi bu manevi atmosferden manevi kokudan nasiplendirsin.
Biz öncelikle bu akşam başlayalım. Kendi nefsimizi bir hesaba çekelim. Bunu bir ders gibi kabul edelim. Kendi nefsimizi muhasebe, muhakeme etmek içinde üç ayları, Regaip gecesini beklemeyelim. Mümkünse her akşam değilse üç beş günde bir ama mutlaka bunu hayatımıza sokalım. Peygamberimizin (sav) şöyle bir hadisi şerifini duymuşsunuzdur, meşhurdur. “Hesaba çekilmeden önce hesabınızı görünüz.” Biz bunu hayatımıza geçirmeye çalışalım kardeşlerim.
Şimdi evimize gittiğimizde şöyle oturup bir kenara düşünelim. Ben bugün veyahut bu yaşıma kadar Allah’ın (cc) yolunda neler yaptım, Allah’ın (cc) yasak kıldığı neler işledim. Bunun muhasebesini muhakemesini yapalım. İçinde bulunduğumuz bugün ne yaptım. Yaptığım davranışlar, düşünceler, hal ve hareketler kitaba sünnete uygun mu? Uygunsa Allah’a (cc) şükredelim. Diyelim ki “Ya Rabbi sana şükürler olsun ki bugün beni haram olan, yasak olan uygunsuz şeylerden korudun. Hıfzettin, himaye ettin, güzel işler yapmaya beni muvaffak kıldın Ya Rabbi. Bu senin lütfundur. Sana teşekkür ediyorum. Sana şükrediyorum Ya Rabbi.”
Yanlış yaptık, uygunsuzluk yaptık ki biz beşeriz her zaman hata yapmaya meyyaliz. Yanlış yaptık, hata yaptık, düşündük şu davranışımız yanlıştır öyleyse. “Ya Rabbi ben bugün şu hatalı davranışta bulundum, bunun için senden af talep ediyorum. Beni affet, beni bağışla. Bir daha aynı hataya düşmemek için bana güç ver, kuvvet ver Ya Rabbi.” Allah’a iltica edip Allah’tan (cc) yardım isteyelim. Ha biz aynı hataları tekrar ediyoruz, aynı yanlışları yapıyoruz, tekrar tekrar o zaman nefsimizi azarlayalım. Nefsimizi kınayalım ve nefsimizi cezalandıralım. “Bak Ahmet yarın da bu haltı karıştırırsan, yarın da bu işi yaparsan, yarın sana akşam yemeğini yedirmem” ve yedirmeyeceksin. Akşam yemeği vakti geldiği zaman nefsini orada cezalandıracaksın. “Ben sana akşam yemeğini yedirmem, öğlende yedirmem. Sen laf dinlemiyorsun, söz dinlemiyorsun ben yarın seni aç bırakırım.” Nefsimizi bu şekilde dizginleyeceğiz. Yani sadece bu iş tespih çekmekle, namaz kılmakla olmaz.
Şöyle bir söz yazmıştım hatırlarsınız arkadaşlar. Yakın zamanda da dergide çıktı zannediyorum. “Huzura götüren disiplin bataklığa sürükleyen özgürlükten iyidir.” Bu bir disiplin işidir. Nefsine bu disiplini uygulayacaksın, kabul ettireceksin. Allah’ın (cc) emrettiklerini Peygamberimizin (sav) sünnetlerini, nefsimize tatbik etmeye çalışacağız. Burada “canımın istediğini yaparım arkadaş, bana kimse karışamaz.” tabi canının istediğini yaparsın, burada senin bu isteklerinin peşinden koşman seni bataklığa sürükler. Senin sadece bataklığa sürüklenmekle zararın kendine olsa hayhay ne halin varsa gör ama sen bataklığa sürüklendiğin zaman bana da zarar veriyor, topluma da zarar veriyor. Değil mi kardeşlerim? Zararın sadece kendine kalmıyor ki. Ailene zarar veriyor, çevrene zarar veriyor, millete, devlete zarar veriyor.
Öyleyse o sözün yeri geldi, “Huzura götüren disiplin bataklığa sürükleyen özgürlükten iyidir.” Çünkü ne yapıyor bu disiplini nefsimize uygulamazsak, nefsi başıboş bırakırsak, o bizi işte bir yerlere sürükler, götürür.
Arkadaşlar diğer söylediklerimin hepsini kafanızdan silin bu hesaplaşmayı muhasebeyi sadece bunu söylemiş olayım. Bunu kabul edin ve bunu almaya çalışın. Yani, nefsimizi hesaba çekmek… Bunu sık sık uygulamak. Gittiğin yol salihlerin yoludur ama davranışların salihlerin yaşantısına uygun mudur? “Ahmet bak ipini çekerim, seni perişan ederim.” Bu şekilde nefsi hizaya getirmek… Bu sohbette sırf bunu söyledim kabul edin. Bugün sadece bunu dinlemek için gelmiş kabul edin kendinizi. Hesaba çekilmeden önce hesabınızı görünüz.
Muhasebe, muhakeme ki bunun ötesinde daha söyleyeceğimiz meseleler var. Bu mutlaka gerekli kardeşlerim. Burada tarikata girmek, tasavvuf yoluna girmek, şeriatı küçük görmek hakkını vermez. Yanlış anlaşılmasın. Şeriatı hiçbir şekilde küçük göremeyiz, hafif göremeyiz. Şeriat baş tacıdır. Her ne kadar zamanımızda siyasi tansiyon yükseliyor, kahrolsun şeriat diyorlar ise de bu sözler yanlıştır ve incitici oluyor.
Şeriat nedir? Kitabın, Peygamberimizin (sav) sünnetinin toplamıdır. Bunun bu kadar hakir görülmesi, aşağılanması incitici ve kırıcı oluyor. Mademki demokratik bir Türkiye istiyoruz öyleyse birbirimize karşı, birbirimizin değerlerine karşı saygılı olacağız. Birbirimize karşı tahammüllü olacağız kardeşlerim. Yoksa Allah (cc) vermesin bir iç kargaşalıkta zarar eden hepimiz oluruz. Türkiye zarar eder. Bunlara fırsat vermemek lazım…
Herkesin sevdikleri farklıdır, düşünce dünyası farklıdır ama birlikte yaşıyoruz müştereklerimiz vardır, bu müşterekleri önemseyeceğiz. Birinin önemsediğini öteki aşağılamayacak. Bu bir dengedir, bu dengeyi gözeteceğiz. Bugün sadece bunu dinlemeye geldiniz. Yani hesaba çekilmeden önce hesabınızı görünüz. Bunu ısrarla hayatımıza geçirmeye çalışalım arkadaşlar.
Konuşulacak meseleler çok. Ömrümüz olursa, Allah (cc) fırsat verirse, konuşma imkanımız olursa konuşuruz. Olay bu kardeşlerim. Ben sözümü noktalamak istiyorum. Uzak yerden geldiğiniz için bunu gündüzlere alıyoruz. Bugün mesai günü bugünde böyle olsun dedik. Allah (cc) hepimizin yardımcısı olsun. Doğru yoldan ayırmasın kardeşlerim. İçinde bulunduğumuz bu mübarek geceyi, mübarek günleri ülkemizin hayırlarına vesile kılsın. Ülkenin birliğine beraberliğine dayanışmasına vesile kılsın Hz. Allah (cc) .
Biz hep insanları seviyoruz, bizi düşünmeyenleri de seviyoruz. Allah (cc) yardımcımız olsun. Burada şöyle niyetlenmiştim İbrahim Hakkı Hazretleri’nin bir dörtlüğü ile sözü bitirmek isterim.
“Hak şerleri hayreyler
Zannetme ki gayreyler
Arif anı seyreyler
Mevla görelim neyler
Neylerse güzel eyler.
Allah’a (cc) emanet olun.”


Yorum bırakın