Bir kalpte iki sevgi olmaz. Bu bir ayet mealidir. Kalbe masiva girerse Allah (cc) muhabbeti sakıt olur. Kalbe muhabbet-i Mevla girerse masiva sakıt olur, kalpte Allah (cc) sevgisinin haricindeki sevgiler gider. Bir muhabbet, bir sevgi ki Allah (cc) sevgisinin önüne geçmişse o kalpte Muhabbetullah yoktur.

Kişi gönlünü nereye raptetmişse orayladır. Hakk’a raptetmişse Hakk’tadır; halka raptetmişse halktadır. Biz kendimizi daima kontrol edelim, Hakk ile miyiz, halk ile miyiz? Ancak Hakk’a yönelen bir kalp, kalbi selimdir. Kalp kendini masivaya kaptırırsa o gönül harap olur. Mesela sinek balı tatlı olarak görünce hemen üzerine düşer. Fakat bu düşüş hayatına mal olur.

Bizim senelerce yapmaya çalıştığımız şey, kalplerimizde Allah’tan (cc) gayri ne varsa onlardan temizlemektir, onlardan boşaltmaktır, Hakk’ın sevgisiyle doldurmaktır. Kalplerimizdeki halkın sevgisini alıp Hakk’ın sevgisiyle doldurmaktır.

Tabi burada senin kalbini ne çok meşgul ediyorsa seni ondan uzaklaştırmak, kesmek istiyoruz. İşte kalbe muhabbet-i Mevla’yı, Allah (cc) sevgisini doldurmak için önce kalbi boşaltmak gerekiyor. Buralara gelirken gönüller boş olacak, kalpler boş olacak ki biz bu gönle Muhabbet-i ilahiyi dolduralım. Mürşidin görevi budur. Mürşit, ilahi aşk şarabını dağıtan bir sakidir. Mürşidin yaptığı budur; Allah muhabbetini, Allah (cc) aşkını gönüllere yerleştirmek. Öze Dönüş adlı kitabımızda “Seni O’ndan kesen her şey fitnedir” demiştik. O kim? Hz. Allah’tır (cc) . İkinci husus olarak Cenab-ı Fahri Kainat Efendimiz hadis-i şeriflerinde “Benim ve ashabımın yolunda olanlar kurtulacak” buyurduğuna göre kurtuluş Allah (cc) ve Resulünün (sav) yolundadır. 

Bizim gaye ve gayretimiz bu noktadadır. Biz o yoldan başka bir yola yönelmiş değiliz. O yoldan başka bir yola dönenleri de o noktaya toplamak ve birleştirmek azmindeyiz. Fakat hiçbir politikacının akıntısına kapılmayız, hiç kimseye alet olmayız. Hiçbir partiyle ilgimiz yok. Ancak Allah (cc) ve Resulünün (sav) yoluna davet ederiz. Yetmez mi bize o izden gitmek? Allah (cc) ve Resulünün (sav) yolunda hayat vardır; tefrikada ise dalalet vardır. Bugün Müslümanlar paramparça olmuş, her biri bir isim yapmış, o isim peşinden gidiyor. Dolayısıyla o onu sevmiyor, o onu sevmiyor. Bu ayrılıklardan Hz. Allah (cc) hiç razı olmaz.

Tasavvuf, kalbi Allah’ın (cc) gayrından temizleme işidir. İnsanlar buraya masivaya şartlı, bağlı geliyorlar. Onları oradan koparmak istediğimiz zaman, kalpleri Allah’ın (cc) gayrı olan şeylerden arındırmak istediğimiz zaman bazıları itaat ediyor, bazıları inkâr ve itiraza düşüyor. Ayağı kayıp gidiyor. Eğer sen tasavvuf mesleğini kendine bir meslek, bir meşrep, bir yol olarak kabullenmişsen bu yolda yapılması gereken fedakarlıklara katlanacaksın.

Yorum bırakın