Beraat kandili öncesi Cuma günü camide beraat kandiliyle ilgili bir hutbe okundu. Bu hutbede bir de hadis-i şerif zikredildi; içinizde dinleyenler vardır. Zikredilen bu hadis neydi: Allah’ın beraat gecesinde dünya semasına tecelli edeceğini, “Yok mu şifa isteyen, şifasını vereyim? Yok mu tövbe eden, tövbesini kabul edeyim? Yok mu rızık isteyen rızkını vereyim? Daha ne isteyen varsa vereyim?” şeklindeydi. O Cuma günü böyle bir hadis okundu hutbede.
Bizim elbette haddimize değil, hutbeden okunan bir hadis-i şerifi eleştirmek yahut olaya farklı açıdan bakmak. Ama biraz gönlüm de karıştı yani bu Hadis-i Şerif meselesine. Hadis olduğuna gönlüm yatışmadı. İnsansın, insanım; gönlün yatışmayabilir tabi. Bizim haddimiz değil, boyumuzu aşan bir mesele ama biraz da açık meşrepli bir adamım, düşündüğümü söylerim.
Şimdi şurada diyanet takviminin 23 Temmuz Cuma gününe ait yaprağı var. Aynı gün oluyor yani. Bu takvim yaprağında da bazı Ayet-i Kerime’ler verilmiş ve yapraktaki yazının başlığı, “Allah her an bizimledir”: “Allah her an bizimledir. Dünya hayatında başıboş bırakılmayan insanoğlu bir taraftan Allah’ın rahmet deniziyle kuşatılmışken, diğer taraftan yapıp ettikleri konusunda imtihan edilmektedir. Nerede olsanız o sizinle beraberdir. Allah (cc) bütün yaptıklarınızı hakkıyla görendir”. Hadid Suresi 4. ayet.
Ne diyor, Allah (cc) sizinle beraberdir. Yani Allah’ı (cc) ötelerin ötesine götürmüyor. Allah (cc) bizim hafızalarımızın almadığı ötelerin ötesine götürülüyor. Ondan sonra da dünya semasına indiriliyor. Öyle olmuyor mu? Bu biraz ayetin ruhuna ters oluyor.
“Göklerdeki ve yerdeki her şeyi Allah’ın bildiğini görmüyor musun? Üç kişi gizlice konuşmaz ki dördüncüleri o olmasın. Beş kişi gizlice konuşmaz ki altıncıları o olmasın.” Mücadele Suresi 7. Ayet. Yani o sizin konuştuklarınızı fısıldadıklarınızı bilir. Sizin yanınızdadır, sizinle beraberdir. O da ayet meali. Yani Allah (cc) ötelerin ötesinde değil, biz burada üç kişi fısıldaşıyorsak dördüncüsü Hz. Allah’tır (cc) diyor ayette. Orada bir ayet meali daha olacak, koyu renklerle yazılmış sadece orayı oku:
“Yüce Allah, korkmayın çünkü ben sizinle beraberim. İşitirim ve görürüm” Taha Suresi 46. Ayet. Yani Allah (cc) burada ne diyor kendi adresini verirken, teşbihte hata olmasın, “Ben sizinle beraberim” diyor, ötelerdeyim demiyor, dünya semasındayım demiyor, bize yukarıdan bakmıyor. “Ben sizinle beraberim diyor.” Takvim yaprağında bir ayet meali daha var: “Bu doğrultuda ey iman edenler, sabrederek ve namaz kılarak Allah’tan yardım dileyin, şüphe yok ki, Allah sabredenlerle beraberdir.” Bakara Suresi 153. Ayet.
Şimdi ne oluyor, bu ayet mealinden Hz. Allah’ın (cc) bizimle beraber olduğunu haber veriyor, değil mi kardeşlerim. Allah (cc) sabredenlerle beraberdir, şöyle yapsanız haberdardır, yaptıklarınızı görür, sizinle beraberdir. Böyle olunca, kaç tane ayet meali var bunlar daha da uzatılabilir. Kaf Suresi Ayet 16: “Ben insana şah damarından daha yakınım” diyor. Ayet öyle haber veriyor. “Habibim sorarlarsa ben insana şah damarından daha yakınım…”
Peki, bu kadar ayetler ile Allah’ın (cc) bize yakın olduğu haber veriliyor Kur’anda, nasıl oluyor da gök semasına tecelli ediyor. Demek ki onların ötesinden gök semasına tecelli ediyor, oradan İnsanlara sesleniyor. Bunlar nasıl oluyor, nasıl olacak? Şimdi ben bunun hadis olduğundan şüpheliyim. Bir Hadis-i Şerif’in Kur’an’ın ruhuna ters düşmesinin mümkünü yok. Çünkü Peygamber’imizin (sav) Hadis-i Şerif’leri Kur’an’ın şerhi, açıklamasıdır. Tefsir hükmündedir. Peygamber’imizin (sav) tüm hadisleri budur yani. Böyle olunca Hz. Allah (cc) bize bu kadar yakın olduğunu ifade ederken bu kadar ayetlerde bizi haberdar ederken o semaya tecelli ediyor, oradan sesleniyor. Yani ötelerdeki bir Allah (cc) ; bizimle beraber olan bir Allah’tan (cc) söz edilmiyor, değil mi burada kardeşlerim. Yani diyanet okutmuş bunu ama biraz düşünen insan için kafayı kurcalıyor.
Burada şöyle bir şeyde var ayrıca, “Tövbe edenler yok mu tövbesini kabul edeyim, rızık isteyen yok mu rızkını veriyim” derken, benim şahsi kanaatim, benim inandığım Allah’ın (cc) tavrına yakışmıyor bu hareket. Allah (cc) sanki orada yalvarıyor gibi bize; haşa Allah (cc) sanki yalvarıyor. “Tövbe edin ki tövbenizi kabul edeyim, rızık isteyin de rızkınızı vereyim.” Allah (cc) yalvarmaz. Allah (cc) dilediği anda dilediğini dilediği istikamette yönlendirir. Kur’an: “Allah dilemeyince siz dileyemezsiniz” der. Allah (cc) murad ederse zaten dilediği insanın kalbini tövbeye yönlendirir, o tövbe eder. Zaten bir insan tövbe ediyorsa o tövbenin kabul edileceğinin işaretidir. Çünkü Allah’tan (cc) ruhsat olmayınca, izin olmayınca biz tövbe edemeyiz. Burada sanki bir nevi teşbihte hata olmasın sanki Allah (cc) bizim tövbe etmemize ihtiyacı varmış gibi, muhtaç gibi, yani bizim bağışlamak için fırsat gözlüyormuş gibi.
Yani burada Allah (cc) aciz görülüyor gibi, ben öyle anlıyorum. Kim nasıl görüyorsa görsün; Allah (cc) haşa aciz değildir. Dilediğinin kalbini dilediği istikamette yönlendirir. Allah’tan (cc) izin olmayınca bizim ibadet etme, tövbe etme şansımız yoktur, yani bu benim tevhid ruhuna, inandığım Allah (cc) inancına pek uymuyor arkadaşım. Bunun getireceği mesuliyete hazırım. Ben bu hadisin sağlam, sahih bir hadis olduğuna kendi adıma inanmıyorum.
Allah (cc) bizimle beraber olduğunu haber veriyor, sen Allah’ı (cc) ötelerin ötesine götürüyorsun, sonra gök semasına indiriyorsun, ondan sonra tövbe eden yok mu sabaha kadar Allah (cc) böyle ifadelerde bulunuyor. Yani hadis olduğu kanaatini taşımıyorum. Allah’ın (cc) Kadir sıfatı vardır. Allah (cc) âlimdir. Her şeyden haberdardır. Yani bizim onun kapısında küçülmeye ihtiyacımız vardır. Sızlanmaya, ezilmeye ihtiyacımız vardır. Haşa yalvarır gibi, böyle eden yok mu, şöyle eden yok mu derken bu insani sıfatlara işaret ediyor, pek gönlüm yatışmadı. Çünkü ayetler ortada değil mi kardeşlerim?


Yorum bırakın