Tasavvuf Allah’a (cc) doğru bir yolculuktur. Bu yolculuğu gönül yoluyla, ruhaniyet yoluyla yapacağız. Allah (cc) bizden uzaklarda mı? Allah (cc) bize şah damarımızdan daha yakın olduğunu yüce kitabında haber veriyor. Ama bizler irfan eksikliğimizden bunu fark edemiyoruz.

Tasavvuf yolunda sizlere şu nasihatleri yapmak isterim;

Gece namazını (teheccüd) kılmayı alışkanlık haline getirin. Bu alışkanlığı ramazan ayında kazanmaya çalışın ve terk etmeyin.

Yapılan ibadetlerde kasıt ve gayemiz sadece Allah’ın (cc) rızası olsun. 

Evliyaullahtan birisi şöyle dua ediyor: “Ya Rabbi! Sana cehenneminden korktuğum için ibadet ediyorsam beni cehennemine koy, beni oradan çıkarma. Cennet ümidiyle ibadet ediyorsam, bana hiçbir zaman cennetin kokusunu aldırma, cennetine koyma. Ya Rabbi! Ben senin rızan, senin didarın, senin muhabbetin için yapıyorum bu ibadeti.”

Mesele bu şuura ulaşabilmektir. Bizler de manen terakki ettiğimiz zaman aynı heyecanı, vecdi duyacağız. Allah (cc) nereye isterse oraya götürür. Asıl kulluk, halis kulluk; yaptığın ibadete hiçbir karşılık beklemeksizin sadece Allah’ın (cc) rızasını ve hoşnutluğunu aramak, Allah’a (cc) teslim olabilmek, hakkımızda neyi murad etmişse hükmüne razı olabilmektir,

Kur’an’ı iyi okuyalım. Kur’an’ı iyi okumak; güzel okumak değildir. Kur’an’ın verdiği mesajı anlayabilmektir. Ayette, “Andolsun biz Kur’an’ı anlaşılıp öğüt alınması için kolaylaştırdık. O halde düşünüp öğüt alan yok mu?” buyrulmaktadır.

 Dua edelim. Duayı terk etmek de Kur’an’ın ruhuna terstir. Dua etmek; O’nun kapısında küçülmek, azamet-i ilahi karşısında hiçliğini idrak edip kapısında ezilmektir. Kur’an-ı Kerim’de dua ile ilgili şu ayetleri burada zikredebiliriz.

“Rabbinize, yalvara yakara gizlice dua edin. Bilesiniz ki O haddi aşanları sevmez.”

“Makbul olan dua, ancak el açıp yalvarmaya layık olan Allah’a (cc) olan duadır.”

“Sabah akşam Allah’ın (cc) rızasını dileyerek Rablerine dua edenlerle birlikte candan sebat et”

“Rabbiniz buyurdu ki; ‘Bana dua edin, size karşılığını vereyim”

Dua edeceğiz ama “Ya Rabbi! Şu işimi şöyle yap, bu işimi böyle yap” şeklinde değil. Bizim bu isteklerimizde nefsimiz, kendi menfaatimiz, kendi ene’miz vardır. “Ya Rabbi! Senin hoşnutluğunu istiyorum. Senin rızanı kazandıracak amelleri işlemeyi istiyorum” da bir duadır. İsteklerden kurtulmayı isteyip Allah’a (cc) teslimiyet ve rıza göstereceğiz. Dualarmıza icabet edilmediği zaman Allah’tan (cc) yüz çevirmeyeceğiz. Burada ihlas yok menfaat var, nefsin varlığı var. O dilerse kabul eder, dilerse kabul etmez.

Sadece Allah’ın (cc) rızasını gözetici olacağız. Seyr-i sulük halinde sıkıntılara gireceksiniz. Siz şöyle beklerken başka türlü olacak, nefsinize ağır gelen hadiseler olacak. O zaman isyan etmeyelim. Allah’a (cc) tevekkül edelim, Allah’a (cc) teslim olalım. Tevekkül etmenin, sabretmenin sana çok büyük faydaları vardır. Allah’a (cc) tevekkül ettiğin zaman rahat ve huzurlu olursun. Bu konuyla ilgili de Kur’an-ı Kerim’de ayetler mevcuttur;

“Allah sabredenlerle beraberdir.”

“Ancak sabredenlerin mükafatları hesapsız verilecektir.” 

“De ki; Bize Allah’ın (cc) takdir ettiğinden başkası ulaşmaz. O bizim mevlamızdır. Onun için mü’minler yalnız Allah’a (cc) tevekkül etsinler.” 

“Allah tevekkül edenleri sever.” 

Zühd sahibi olacağız. Zühd sahibi olmak dünyayı büsbütün elden çıkarmak değil, gönülden çıkarmaktır. Eşten, dosttan, herkesten, her şeyden kalben ayrılacaksın, ama yine işinde gücünde, halkın arasında olacaksın. Allah (cc) sevgisini bulmak istiyorsak bunlardan kalben kesileceğiz, sosyal münasebetlerimizi devam ettireceğiz. Sosyal münasebetlerimizi, mesuliyetlerimizi, görevlerimizi terk ettiğimiz zaman topluma büyük sıkıntı verir, külfet getirir; dinin de ruhuna terstir.

Az yemeyi tavsiye ediyorum. Az yemeyi ömür boyu alışkanlık haline getirin. Bu hal hem ruhaniyetin gelişmesine yardımcı olacaktır, hem de sünneti yerine getirmeyi sağlayacaktır.. Az yemek Allah Resulü’nün (sav) sünnetidir. O hiçbir zaman doyana kadar yemek yemememiştir. Biz de bunu alışkanlık haline getireceğiz. Dervişlikte az yemek, az uyumak, az konuşmak vardır.

Bütün bunları yaparsak kendimizi ibadette daha kuvvetli hissederiz. Çok yemek şehvet hissi uyandırır, çok uyku getirir, çok da konuşturur. Bunlar bizi ibadetten keser, malayani ile uğraştırır.

Evliyaullahın ve büyük insanların hayatında genelde uzlet hali, sükut ve tefekkür vardır. Gereğinden fazla halkın arasında bulunmazlar. Sizin de her gün yalnız kalacağınız zaman olsun. Bu yalnızlık halinde Allah’ı (cc) tefekkür edin, huzur bulun. Allah (cc) ile ülfet-ünsiyette bulunmaya gayret edin. Allah’ın (cc) kapısında hatalarımızı, kusurlarımızı düşünmemize ve O’nun kapısında küçülmemize vesile olacaktır. Yalnızlık haline kendinizi alıştırın, tasavvufta bu vardır.

Gıybet denen şeye dikkat edin. Resulullah (sav); “Gıybet zinadan şiddetlidir” buyuruyor. Dilinize sahip çıkın. Bu halimizle her şeyden sorumluyuz. Maneviyatımız yükseldiği zaman içimizden geçenlerden de sorumlu olacağız. Allah yar ve yardımcımız olsun.

Yorum bırakın