İnsan kılığındaki, kıyafetindeki, yüzündeki, gözündeki hataları gidermek için ne yapar; şöyle bir aynanın karşısına geçer bakar. Kılık kıyafetimize, kendimize çeki düzen vermek için bir aynanın karşısında kendimizi kontrol ederiz. İşte, büyüklerin ifadesine göre mürşitler de bu ayna gibidir. Onların sohbetinde kendi hatalarımızı, kendi kusurlarımızı öğreniriz. Yani onların sohbetinde kendini seyredersin. Mürşitler nezaketle, yumuşaklıkla, olgun bir ifade ile bize hatalarımızı gösterirler. Kendimizi tanımamıza yardımcı olurlar. Hatalarımızı düzeltmemize vesile olurlar. Mürşitlerin sohbetleri çok önemlidir. Tabii sohbetler vasıtasıyla size tarif edilen, telkin edilen şeyleri nefsinize tatbik etmek durumundasınız, durumundayız.
Hepimiz bir emek veriyoruz. Uzaklardan geliyorsunuz. Biz de bir şeyler verelim, bir şeyler anlatalım diye yoruluyoruz. Biz de isteriz ki bu emekler kendini göstersin. Tarlaya bir tohum ektiğinde çiftçi ne yapar, bekler. Bahar gelip te o ekin yeşerdiğinde ve hasat mevsiminde olgunlaştığı zaman o adamın yorgunluğu gider. Biz de sizde o manevi olgunluğu gördüğümüzde, aynen o çiftçinin olgunlaşan ekinlerini görünce yorgunluğunun gidip te huzur duyduğu gibi huzur duyarız. Ama biz bu kadar emek verip de karşılığında perişanlık, dağınıklık, gaflet gördüğümüzde bu bize yorgunluk verir, şevkimizi kırar.
Şimdi size sorsam ki tarikat-ı ali’ye girmekten maksadınız nedir diye, karşılığında alacağım cevaplar pek tatminkâr olmayacaktır. Yani birçoklarınız bu yolda yapılması gereken vesileleri bir gaye zannediyorsunuz. Tasavvuf yoluna, tarikate girmekten asıl maksat, asıl dava nedir? Rızay-ı İlahi’ye nail olmak, Allah’ın (cc) rızasına ulaşmak, vuslat-ı ilahiye talip olmaktır. Allah’ın (cc) visaline talip olmaktır. Allah’tan Allah’ı (cc) istemektir. Bu olgunluğa ulaşmaktır. Cemalullah’a ulaşmaktır, Allah’ın (cc) rızasına ulaşmaktır. Allah’a (cc) kurbiyyet, Allah’a (cc) yakınlık peyda etmektir. Allah’a (cc) yakınlık hâsıl olmadan bu işler olmaz.
Allah’a (cc) yakınlığı, Allah’a (cc) kurbiyyeti elde etmenin yolu yöntemi tasavvuftur. Burada birtakım menzillerden, makamlardan geçirileceksin, birtakım imtihanlardan geçirileceksin, ezileceksin, bozulacaksın, kibrin kırılacak, enaniyetin kırılacak. Senden haset giderilecek, riya giderilecek, şehvet hissi öldürülecek. Yani sendeki ahlak-i zemime denilen kötü ahlak giderilecek, ahlak-ı hamide denilen güzel ahlaki elde edeceksin ki rızay-ı ilahi’ye nail olacaksın. Bu öyle kolay bir iş değildir; ciddiyet ister, samimiyet ister, ihlas ister, kararlılık ister. Bir takım ezilmelere, bozulmalara, sıkıntılara katlanmak zorundayız. Bu iş biraz da çile işidir. İnsan olmak biraz çileyi, biraz meşakkati gerektirir. Buna açık olmak lazım, buna kapıyı açık tutmak lazım.
Bizim bu âleme gelişimizdeki asıl maksat Allah’a (cc) kulluktur. Bunu en iyi Peygamberler yapmıştır, sonra en iyi kulluğu evliyalar yapmıştır. İşte bu tasavvuf yolu ariflerin yoludur. Allah’ı bilmemiz lazım, Allah’ı (cc) tanımamız lazım. Allah’ı (cc) tanıyabilelim ki kâmil manada kulluk yapabilelim. Bunun için de ariflerin sohbetinden uzak durmayalım. Allah (cc) yar ve yardımcınız olsun.


Yorum bırakın