Adaletin temsilcileri adil olma vasfını yitirirse o memlekette ne huzur olur ne güven.

***

Ahlaki çöküşün olduğu toplumda huzur olmaz.

***

Ahlaki değerlerin küçümsenmesi toplumdaki sıkıntı ve huzursuzluğu arttırır.

***

Ahlaki yoksulluk giderilmedikçe huzurlu bir toplum inşa edemeyiz.

***

Ahlaki yoksulluk içinde yaşıyorsan ırkınla övünmenin sana bir faydası olmayacaktır.

***

Akıl sermayesini kullanmasını bilen toplumlar gelişmiş toplumlardır.

***

Allah veli kullarını halka önce dövdürür sonra sevdirir.

***

Allah’ım bizi düşürme. Şirkin açığından, gizlisinden bizi hıfzet, himaye et Ya Rab!

***

Bağışlamayı, hoşgörüyü bilmiyorsan gönül evinden sis eksik olmaz.

***

Barışa katkın olmuyorsa kavgayı tahrik edici olma.

***

Ben, gizli şirkin babasıdır.

***

Bir milleti ayakta tutan en güçlü bağ inanç, ahlak ve maneviyattır. Bu değerler örselendi mi ayakta kalması güçtür.

***

Birilerini eleştirirken parti, tarikat, teşkilat, cemaat taassubunu işe karıştırma. Gücün yetiyorsa elindeki materyalleri bilimin süzgecinden geçir.

***

“Biz dışımızdaki varlıklardan daha çok hak ve hürriyete sahibiz. İmtiyazlıyız, insanız. İnsan olmanın getirdiği görev ve sorumluluklarımız da var. Kendimize karşı fikir ve ruh dünyamızı şekillendiren, topluma karşı kumaşımızı bin bir maharetle dokuyan, doğaya karşı bizi insan olmakla onurlandıran ilahi kudrete karşı görevlerimiz. Yükümüz ağır, işimiz oldukça zor”.

***

Biz İslam’ı kimin şahsında görürsek onu severiz. Milleti, meşrebi, mezhebi önemli değildir.

***

Bizi biz yapan değerleri özgürlük adına yıkarsak gelecek kuşaklara kötülük yapmış oluruz.

***

Bugünkü karmaşaya bakıp yarınlar için ümidini yitirme. Şu ihtiyar dünya bugüne dek ne devletler ne krallar ne sultanlar gördü, nice yıldızlar parladı ve söndü.

***

Cezalandırılması gerekenlerin bağışlanması hak sahiplerine zulümdür.

***

Çevrene bakıp umutsuzluğa düşme. Halkın arasında iyiler mutlaka vardır. Kıymetli taşlar az bulunur.

***

Din insan içindir mantığı ile hareket edemiyorsak, insan ve din arasındaki kavga hiçbir zaman bitmeyecektir.

***

Din, mezhep, tarikat, cemaat övünme vesilesi değil inanma ve yaşama biçimidir.

***

Din ticareti yapanların sayısı çok, vitrinde teşhir edilenlerin sayısı azdır.

***

Dinin yasak kıldığı her işte ferdin ve toplumun faydası vardır.

***

Dinsiz bir toplum zengin olur, huzurlu olamaz.

***

Diyelim ki elinde, avucun da bir şey yok insanlara verebileceğin. Ya sevgi? Ya hoşgörü?

***

Dünü bugüne getiremeyiz. Bugünü düne taşıyamayız. Toplum devamlı değişim halindedir. Bu seyri değiştirmek mümkün değildir.

***

Düşünce ve davranışları rahat ve menfaatine kilitlenmiş insanların topluma verebileceği bir şey yoktur.

***

Erdemli insanların sayısı ve saygınlığı azaldıkça toplumun gerginliği ve huzursuzluğu artar.

***

Erdemli toplum huzurlu toplumdur.

***

Erdemli toplumun oluşmasına yapabileceğin katkıyı küçümseme. Büyük seller küçük yağmur tanelerinden oluşur.

***

Etik donanımın yoksa etnik asabiyetle bir yere varamazsın.

***

Etik yoksulluk giderilmedikçe toplumda mal ve can güvenliği temin edilemez.

***

Geçmişi iyi okuyamayan milletler geleceği inşa ederken çok hata yapar.

***

Gelenekçi toplum akılla kavgalıdır.

***

Gönlünce yaşamayı özgürlük sanıyorsan bu bir yanılgıdır. Özgürlük isteklerin bittiği yerde başlar.

***

Gücümüz oranında toplumsal barışa katkıda bulunmak insan olarak hepimizin görevidir.

***

Güçlünün güçsüzü ezmesi zulüm, güçsüzün güçlüden hakkını alması adalet.

***

Hak etmediğini alanlar çoğaldıkça toplumun huzuru azalır.

***

Hak ve özgürlüklerin keyfi şekilde dağıtıldığı bir toplumda sosyal barış temin edilemez.

***

Haklı ve güçlü kavramlarının birbirine karıştığı toplumda huzur olmaz.

***

Haksızlıklar, zulümler karşısında sessiz ve tepkisiz kalan insan, onuru ile birlikte hak ve hürriyetini de yitirir.

***

Halk, gücünün bilincinde olmayan, uyuyan devdir.

***

Hatalarımızdan dolayı bizi ikaz eden insanlara teşekkür etmemiz gerekirken güceniyoruz.

***

Hatasız, günahsız insan yoktur. Hz. Allah insanların üzerindeki Settar örtüsünü kaldırsa kim, kimin yüzüne bakabilir? İyiler gider iyiler gelir yerine. Kötüler gider kötüler gelir. Ne Musa’sız kalır bu alem ne Firavun’suz. Nemrut olmasa İbrahim’in kıymeti bilinmez. Çirkin olmasa güzelliğin güzelliği görünmez.

***

Hayal bir bakıma kendinden kaçıştır. Umut yaşama gücünü ve direncini artırırken hayaller yarınlarımızı karartabilir.

***

Hayat felsefemiz yemek için yaşamak olunca kavga gürültü bitmez.

***

Hizmet kılıfı altında kutsal değerleri istismar etmeyelim.

***

Hoşgörü, sabrın güler yüzüdür.

***

Hoşgörülen değil hoşgören biri olmaya çalış.

***

Huzura götüren disiplin bataklığa sürükleyen özgürlükten iyidir.

***

İlim ile din uyum içerisinde olmalı. Olmuyor, olamıyorsa kavga bitmeyecek demektir.

***

İlim ve dinin uyum içinde olmayışı toplumun huzurunu olumsuz yönde etkiler.

***

İlim ve gönül adamları toplumun ışığıdır.

***

İlmi çoğaltmada da aşkı çoğaltmada da şirk vardır. Sen kendini kendi elinle toprağa ver.

***

İnanç, iyilik, güzellik, doğruluk, çalışkanlık, sadakat gibi yüksek değerleri partin, tarikatın, teşkilatın, cemaatin ve şahsın adına ipotek altına almaya kalkma. Bunlar insanlığın müşterek malıdır.

***

İnançsızlığın getirdiği hürriyet inancın getirdiği mesuliyet kadar insanlığı mutlu edemez.

***

İnsan fıtratına muhalif işler yapmaya zorlamak, insana zulümdür.

***

İnsan haklarına saygı neredeyse uygarlık oradadır.

***

İnsan için mutlak bir özgürlükten bahsedilebilir mi? İnsan için mutlak bir özgürlük varsa bu nerede başlayıp nerede biter? Bir inanç sisteminin parçası olmak insanın özgürlüğünü kısıtlayıp onu köleleştirmez mi?

***

İnsanca yaşamak haksa, insanların insan haklarından yararlanmasına yardımcı olmak da görevdir.

***

İnsanı kutsamaya gerek yok. O tüm zıtları kendinde toplayabildiği için büyüktür. Efdaliyet melek insan modelinde olsaydı İlahi İrade bizi öyle halkederdi.

***

İnsanın iyi veya kötü oluşunda en büyük pay sahibi kişinin kendisidir ama kendisini yetiştiren anne-baba, eğitim, öğretim kurumları, içinde yaşadığı çevre ve toplumu yönetenlerin etkilerini de göz ardı edemeyiz.

***

İnsanın kendisi ve çevresiyle barışık olması uyum içerisinde yaşaması pek çoğumuz tarafından arzu edilmesine rağmen elde edilmesi güç bir olgu. Kişi kendisi ile nasıl barışık olacaktır? Kendisi kimdir? Kendini bilmenin bilincine varabilmiş midir? Kendini tanımıyorsa, kendine yabancı olmanın burukluğunu hissetmiş midir? Kişinin hak ve hürriyetinin sınırı nedir? Sınırı belirleyen otorite kimdir? Toplumun kanunsuz ve kuralsız yaşayamayacağı fikrine olan saygısı nedir? Kuralların insan ve toplum bünyesine uygun olup olmadığının araştırma ve tartışma hakkına sahip midir? Toplumun kendinden beklentisi nedir? Kurallara kayıtsız teslimiyetle kendinden uzaklaşmak mıdır? Davranışları toplum tarafından belirlenen robot bir varlık haline gelmek midir? Kendi kişiliğini ön plana çıkarıp toplumdan kopmak mıdır? Kopuşun getirdiği yalnızlığa dayanabilecek midir? Ben benim sevdasına kapılıp bencilliğin kıskacı altında yaşayabilecek midir?

***

İnsani değerlerden yeterince nasiplenmediğimiz için toplum bu kadar gergin ve huzursuz.

***

İnsanlara İnsan onuruna yakışacak şekilde muamele edilmiyorsa, kavga bitmeyecek gözyaşı dinmeyecektir.

***

İnsanlara iyilik yapmak için ırk, renk, mezhep, meşrep, meslek, teşkilat, tarikat, yoklaması yapma. Her insan iyilik yapılmaya layıktır. Kime, nerede, nasıl iyilik yapılacağım bil.

***

İnsanlardan beklentin az, hoşgörün çok olsun.

***

İnsanları eleştirirken ölçülü ol. Aynı hatayı işleyebileceğini göz ardı etme.

***

İnsanları kavgaya teşvik ile tahrik etmek ne kadar yanlışsa uyuşturmak da bir o kadar yanlıştır.

***

İnsanların mutlu ve huzurlu olmayışlarının tek nedeni her zaman kendi yanlış tutum ve davranışları değildir. İnsan içinde yaşadığı toplumun karmaşasından olumsuz yönde etkilenir. Kişisel yetenek, özel gayret, iyi niyet, samimiyet, maddi olanaklar mutlu olmaya yetmeyebilir.

***

İnsanlığın müşterek değerleri olmasına rağmen her toplum kendi kültürüne göre iyi insan modelini değişik tanımlar. Zamanla aynı toplumun değer yargıları da değişebilir.

***

İsraf başkasının hakkını kendi hakkına kullanmaktır. İsrafın arttığı toplumlarda huzursuzluk da artar.

***

İstismarın beşerî olanı ile dinî ve manevî olanı arasında fark yoktur. Neticede istismar edilen, sömürülen insandır. Hangi elbise altında ne adına olursa olsun istismarın her çeşidine karşı aynı şekilde duyarlı olunmalıdır.

***

İşlenen günahlar başlangıçta geçici zevklerin tadılmasına vesile olsa da sonunda üzüntü ve mahcubiyeti de beraber getirir. Halkın arasında bu ezikliği ve ıstırabı duyan insanların çokluğu hepimizin malumudur.

***

İyi niyetini istismar edecek birileri karşına her zaman çıkabilir. İçindeki acıma duygusu seni acınacak duruma düşürmesin.

***

İyi ve kötüyü belirleyen fiilden ziyade yorumdur. Aynı fiil bir yerde yadırganırken diğer tarafta tasvip görür.

***

İyilerin iyi olmayan davranışlarını gördüğünde irkilmeyesin. İyiler, hatadan korunmuş değil hatasını asgariye indirebilmiş insanlardır.

***

İyilikten uzaklaşmış bir toplumda yaşayan iyi insanlar gariptir.

***

Kanunlar toplumun bünyesine, ferdin fıtratına uygun olduğu müddetçe güzeldir, kalıcıdır.

***

Karamsarlığın insanlarla olan iletişim eksikliğinden kaynaklanıyor olabilir. Biraz hoşgörü, biraz sevgi ve biraz gayretle içine düştüğün sıkıntıdan kurtulabilirsin.

***

Karşılıklı menfaat alışverişinin adı iyilik değildir. Yaptığına karşılık beklemeyesin ve yaptığın iyiliği görmeyesin. İnsanlara iyilik yapmak için ırk, renk, mezhep, meşrep, meslek, teşkilat, tarikat, yoklaması yapma. Her insan iyilik yapılmaya layıktır. Kime, nerede, nasıl iyilik yapılacağını bil.

***

Karşımızdakilerin hatalarını gördüğümüz gibi kendi hatalarımızı da görüp kabullenebilseydik, daha kavgasız, daha mutlu ve huzurlu yaşayabilirdik.

***

Kendi hatalarını görebilen insan, halkın ayıplarıyla uğraşmak zorunda kalmaz.

***

Keşfedilemeyen büyük insanlar, içinde yaşadığı toplumun değil insanlığın kaybıdır.

***

Kimi doğduğu yeri vatan bilir, kimi doyduğu yeri. Asıl vatan ne doğduğun yerdir ne doyduğun yer.

***

Kişinin ahlakının oluşumunda içinde yaşadığı toplumun etkisi büyüktür.

***

Korunması gereken güzel değerlerin başında güzel ahlak gelir. Ahlakını yitiren bir toplum huzurunu da yitirmiş olur.

***

Korunması gereken sosyal değerlerin başında adalet kavramı gelir. Adaletin toplum hayatında egemen olması huzur ve güven duygusunun artması demektir.

***

Madde medeniyeti tahripkâr, mana medeniyeti teslimiyetçi. Biri akıl biri gönül. Manayı inkâr yanlış, maddeyi küçümseme hata. Madde ve mananın uyumu, birlikte yaşanması ferdi ve toplumu daha mutlu yarınlara taşıyacaktır.

***

Menfaatine düşkün olan hürriyetinden, hürriyetine düşkün olan menfaatinden ödün vermek durumunda kalabilir.

***

Mutluluğunu diğer insanların eline bırakma. Mutluluktan payını alırken sen de söz sahibi ol.

***

Mutluluk kişiden kişiye, toplumdan topluma, kültürden kültüre değişik şekilde algılanan ve yorumlanan bir kavramdır. Birilerini mutlu kılan duygu, düşünce ve davranışlar bir başkasını mutsuz edebildiği gibi çok kerede ekonomik imkanlarla özdeşleştirilemez. Kısacası mutluluk, mutlu olmasını bilenlerin hakkıdır.

***

Nefsine ağır gelen işleri halktan bilirsen huzursuzluğun artar. Hakk’tan bilirsen sabrın….

***

Olduğu gibi olmak veya olamamak, sorun ve sıkıntı burada. Olduğu gibi olamayan insan, kendisi ve çevresiyle kavgalı, çevre gerçek kimliğiyle kabullenemediği insanın hırçınlığından rahatsız.

***

Onurunu çiğneyip, hak ve hürriyetini elinden aldılarsa niçin susuyor ve eğiliyorsun? Korumak istediğin şey nedir? Yeri ve zamanı gelince hayır diyebilmenin görev olduğunu sana öğreten olmadı mı? Hayır demenin onurunu taşımak birtakım acılara, sıkıntılara katlanmaya değmez mi? İnsanca yaşamanın bir de bedelinin olabileceğinin farkında değil misin? Bu bedeli sen ödemeyeceksen kim ödeyecek?

***

Ölçüsüz, sınırsız bir hürriyet, huzursuzluğu ve anarşiyi de beraberinde getirir.

***

Önünde umutlar. Arkanda anılar ve sırtında ağırca bir yük. Yürü insanım yürü! Daha iyiye, daha güzele doğru.
Önüne atılan menfaat kırıntılarından elini çekebilirsen, halkın arasında itibarın artar.

***

Önyargılı olmak; kişileri, gurupları, toplumu olumsuz yönden etkileyen, çok yaygın ve yanlış bir duygudur.

***

Örf ve adetlere dinî görüntü verilirse dinin toplumdaki saygınlığı azalır.

***

Özgürlük adına manevi, ahlaki değerleri yıkarsak bedelini ağır öderiz.

***

Özgürlük ilaca benzer. Alınacak doz iyi ayarlanmalıdır.

***

Sapık fikir adamları katilden daha kötüdür. Katil birkaç kişiyi onlar kitleleri mahveder.

***

Seçme hürriyetimiz sınırlıdır.

***

Sen oyunu sevgiden, barıştan yana kullan. Kavga bitmeyecekmiş, varsın bitmesin.

***

Sınırsız istekleri tatmin etmeye hürriyet değil egoizm denir, eneyi putlaştırma, hevaya tapınma denir. Ben saplantısından kurtulup biz diyebilme şuuruna ulaşmaya gayret edelim. İçindeki manevi boşluk, doyumsuzluk seni birtakım saplantılara, şartlanmalara itiyor. Farkında olmadan bir teselli bir avuntu arıyorsun.

***

Sosyal adalet, sosyal barışın teminatıdır.

***

Sosyal barış, huzur ve sükûn sadece ekonomik tedbirlerle temin edilemez. İnsanları aklen, fikren, ruhen doyuracak sağlıklı kültüre de ihtiyaç vardır. Karnı tok olan bir insan ruhen aç ise yine bunalımlı ve mustariptir.

***

Sosyal barışa katkım olsun diyorsan, ayrım yapmadan insanları sevmeyi bileceksin.

***

Sosyal normlara uyumlu görünen insana iyidir deriz. Peki, sosyal normlarımız iyi midir? İyi-kötü tanımı yapılırken ölçü nedir? Normları şekillendiren unsurlar nelerdir?

***

Sosyal sıkıntıların bunalımların ardındaki gerçek: Gelir dağılımındaki dengesizlik, inanç ve ahlak yoksulluğu, yöneticilerin halktan kopukluğu, zenginlerin lüks ve israfa düşkünlüğü diyebiliriz.

***

Soyut kavramlar üzerinde tartışırken hiç kimse inatçı ve ısrarcı olma hakkına sahip değildir. Kavramlar, toplumdan topluma, kültürden kültüre değişebileceği gibi aynı toplum ve kültürün insanları da farklı algılayıp, değişik yorumlayabilir.

***

Süratle gelişen, değişen teknolojinin seyrine ayak uyduramayan milletler ezilir. Bağımsızlığını sürdüremez.

***

Sürekli halkı irdelemek övünmenin bir başka şeklidir.

***

Şartlanmalar, önyargılar ve egomuz adına insanları itiyor, insanları hırpalıyoruz. Toplumun genel kurallarına uyan insanları incitme Hakk’ına sahip değiliz. Karşılıklı sevgi, saygı ve hoşgörü insanca yaşamanın gereğidir.

***

Şartlanmalarımız adına insanlara kendi hayatını yaşama hak ve hürriyetini tanımıyoruz.

***

Şartlanmaların arttıkça hürriyetin azalır, üzüntü ve sıkıntıların artar.

***

Şartlanmaların, düşünce ve davranışlarını kayıt altına almakla kalmaz seni senin gibi düşünmeyenlerle kavgalı hale getirir.

***

Şartlanmaların kıskacında yaşayan insan, farklı düşünce ve davranışlara karşı tahammüllü ve hoşgörülü olamaz. Onun için bir tek doğru vardır, kendi bildiği. Şartlanmaların, sığınakların, tabuların bize ödetmek istediği bir fatura mıdır? Ferdin insan haklarından hak ettiği payı alamayışının getirdiği öfke ile kırgınlığın içimizdeki yıkıntısı mıdır? Olayları yanlış algılamak, olumsuz yorumlama ve aşırı hassasiyetten mi beslenir yalnızlık? Bir amaca kilitlenmenin bizi toplumdan koparması mıdır? Amaçsızlığın ruhumuzdaki çöküntüsü müdür? Geçmişe bağlanmaktaki aşırı inadımız gurur ve korkaklığımızdan mıdır? Sıra dışı insan olmanın bedeli midir? Kendini ifade edebilecek ortamı bulamayışın zorunlu sonucu mudur yalnızlık?

***

Taassup, özürlü düşüncenin ürünüdür.

***

Tasavvuf adına yapılmak istenen hizmeti tarikatlar arası kavgaya dönüştürmeyelim.

***

Toplum, kendi ürettiği değerlerin peşinden sürüklenip gidiyor.

***

Toplumda tevhid düşüncesi kuvvet ve izzet buldukça tanrılar ve kavgalar azalır.

***

Toplum ve toplumu yönlendirenler kendi kurallarına uyulmasını ister. Kuralların devrini tamamlamış olabileceğini düşünmez, düşünmek istemezler. Dün dikilen elbisenin bugün gelişen, değişen bedene uymadığının farkında değillerdir. Israr ve inatla kendi normlarına uyulmasını isterler. İsterler ya! Bu kurallara uymamaya kendini mecbur saymayan sıra dışı insanlar vardır. Farklı düşünebilen, düşüncelerini davranışlarına yansıtan güçlü insanlar. Bunların yükünü her insan taşımaz taşıyamaz. Bu tip hür benlerin nezdinde halkın övgü ve yergisi birdir. Kendi olabilmenin kahrını çeken, onurunu taşıyan, ikiyüzlülüğe prim vermeyen insanlar! Menfaat için eğilmeyen yiğitler. Düşünce ve davranışlarını onaylamasam da varlığına tahammül etmem gereğini duyduğum insanlar!

***

Toplumdaki ahlaki çöküşe dur diyemiyor, bu uğurda mücadele edenlere yardımcı olamıyorsak biz de suçlu değil miyiz?

***

Toplumdaki yangını başkalarının söndürmesini bekleme! Gücün nispetinde sen de bir şeyler yapmaya gayret et.

***

Toplumdan ve kendimizden beklentilerimizin dozu ne denli yüksek olursa iç çatışmalarımız, gerginlik ve sıkıntılarımız da o denli yoğun olur.

***

Umutla hayali ayırt et. Umut yaşama gücünü, direncini arttırırken hayal yarınlarını karartabilir.

***

Uyulması istenilen sosyal normlar belirlenirken insanın fıtri yapısı göz ardı edilmemeli. İnsan davranışlarını birinci derecede etkileyen faktör kişinin tabiî ihtiyaçlarıdır.

***

Yenilik adına eskiyi inkâr etmek, karalamak ne kadar yanlışsa eskinin hatırına değişime ve yeniliğe karşı çıkmak da o kadar yanlıştır. Yenilik ve değişim toplumun değişmeyen yasasıdır. Yaşamak için ayak uydurmak mecburiyetindeyiz. Tabiî bizi biz yapan millî ve manevî değerlerimize sahip çıkarak.

***

Zor beğenir olmanın getirisi toplumdan dışlanmaktır.

Yorum bırakın