Ahmed Allah’ın aynasıdır
O Hakk’ın gözüyle bakar
O Hakk’ın diliyle konuşur
O lal taşı gibidir
Onu tanımak kolay değildir

***

Ahmed aşktır. Yolu aşk yoludur. Aşkın coşkusuyla, aşkın kılıcını çeken sayılı yiğitlerdendir. Virdi “La Mevcude illa HU” dur. O Allah’ın aynası, Resulullah Efendimizin varisi, başımızın tacıdır.

***

Aklı olmayan ne Hakk’a ne halka karşı görevlerini yerine getiremez.

***

Alem tekliğe seyir halindedir. İnsanda hatta insanın hücreleri dahi tekliğe Allah’a seyir halindedir. Bilseniz de böyledir bilmeseniz de. Bunu gören arif bilir, kör bilemez. Kemalat, O’ndan O’na, O’nunladır. Kemalat, O olduğunu bilmektir.

***

Alemde ne irfan ehli eksilir ne isyan ehli.

***

Allah (cc) nefesiyle HU diye üfledi, kâinata rengini bezedi. HAYY nefesiyle üfledi, Zatından sevgilisi Hz. Peygamberin aşkına kâinatı halk etti. Bütün kâinata sıfatlarını yaydı, sıfatlarından zatını seyretti.

***

Allah’a inanmıyor musun? İnandığın Allah’ı ne kadar tanıyorsun? İnancın davranışlarına yansıyor mu? Allah’a duyduğun ilgi ve sevgiyi yeterli buluyor musun? Allah ile ne kadar meşgulsün? Marifet ve hakikat ilmine aşinalığın ne kadar? İnanmayanlardan seni ayıran özellikler neler? Allah inancını kuvvetlendirecek bilgileri nereden buluyorsun? Allah’ın fiil ve sıfatları hakkında ne biliyorsun? Allah kavramı üzerine yoğunlaşan felsefi ve tasavvufi ekollere yakınlığın ne kadar? İnancın fikri ve ruhi bir doğum sağlıyor mu?

***

Allah’a kul olmayan nefsine kulluktan kurtulamaz.

***

Allah’ın verdiği nimetleri az görmek irfan yoksulluğundandır.

***

Altın sahibi paralı, irfan sahibi zengindir.

***

Amelim özürlü kusurlu deyip durma. Ne amelini gör ne kendini. La mevcude İlla Hu.”

***

Anın içinde tecelliden tecelliye bürünürüz. HAYY, KAYYUM, KAHHAR de. Yaralansan da günün birinde. Sağa sola bakınıp durma. Sana lazım olan sendedir. Yar sende yardımcı sendedir.

***

Arif Cem makamında Allah’ın vücudunu giyer ve Allah seslenir: “La mevcude illa HU” ve tekrar seslenir: “Renkten renge bürünür her yönden o görünür.” Arif Cem-ül Cem’de Allah’ın sıfatlarını giyinir ve Allah (cc) seslenir: “Hüvel evvelü vel ahiru vezzahiru vel batın ve hüve bikülli şeyin alim.” Ve anlamayana tekrar seslenir: “Farkı Cem”le taçlandır, Cem’i Farkla güçlendir.” Arif Ehadiyyet-ül Cem’de Allah’ın fiillerini giyinir ve seslenir: “Kulhüvallahü ehad Allahüssamed lem yel ve lem yuled ve lem yeküllehu küfüven ehad.” Ve tekrar seslenir: “VUSLAT İRFANDIR”.

***

Arif irfan dersini Hakk’tan alır.

***

Arif kendini bilen, Hakk’tan aldığını halka verendir.

***

Arife muhabbet seni senden soyundurur. Hakkı giyindirir. Asıl maksat bütün renklerden soyunup renksizliğe ulaşmaktır. Bu da ancak bir arife muhabbetle hasıl olur.

***

“Arif-i Billah’ın elinde La kılıcı” vardır. La kılıcı ile ene”yi kesmezsen Tevhid-i Efal yurduna hicret edemezsin. Tevhid-i Efal yurduna hicret eden bütün fiillerde Hakk’ı görür, seyreder. Tevhid-i Sıfat yurduna hicret eden sıfatlarda Hakk’ı görür susar. Tevhid-i Zat yurduna hicret eden için ise mevcut yoktur. Mevcut olan Hakk’tır. La mevcude illa Hu”.

***

Arifin gözünde hor hakir kimse yoktur. Hakk gözüyle bakar Hakk’ı görür.

***

Arifin meclisinde İrfan tahsil edilir.

***

Arifler bela çiçeklerinden bal yapabilen insanlardır.

***

Arifler mektebine yolun uğrasın.

***

Arifler sofrasına tok oturan aç kalkar.

***

Arifler sofrasında nasiplenmenin yolu tevazu teslimiyet ve muhabbetten geçer.

***

Ariflerin, kâmil insanların sohbetinde bulunman ilmini, irfanını, ibadete iştiyakını artırdığı gibi manen yükselişine de vesile olur.

***

Ariflerin meclisinde Vahdet ışığı yanar.

***

Ariflerin menkıbelerini anlatarak ömür tüketmek testiyi dışından yalamaya benzer. Susuzluğu olan insan testiyi yalamakla doyuma ulaşamaz.

***

Ariflerin mesleğidir, acı yiyip tatlı konuşmak.

***

Ariflerin sohbetinde bulunman uzletten üstündür.

***

Ariflerin tevazu ve hoşgörüsü seni şımartmasın. Lütfen edep çizgisini geçme.

***

Ariflerin ve Salihlerin sözlerinde, kalpleri uyaran Rabbani bir etki vardır.

***

Aşkın bidayeti bela, nihayeti fenadır (Fenafillah).

***

Ayrılık irfan yoksulluğundandır. Hakikatte ne ayrılık var ne vusul.

***

Başkasının ayıbını görmek yerine Hakk ile meşgul ol.

***

Bilmediğiniz şeylerden nefret etmeyiniz. İyi, kötü avam içindir. Hakikat ehli her fili O’ndan bilir.

***

Biz insana büyük kâinat dedik, Hz. İnsan dedik ama onun da kendine ait bir vücudu yok.

***

“Biz marifetullahın zekatını Peygamber (sav) Efendimiz e bağlılıkla, O’na olan sevgimizle ve gözümüzden akan iki damla yaşla ödedik”.

***

Biz tevhidi anlatırken asla Şeriatı hayatımızdan çıkarmadık ve üç şekilde insanlara tevhidi sevdirdik:
1-Şeriatın şeriatı, Şeriatın hakikati, Şeriatın marifeti
2-Hakikatin şeriatı, Hakikatin hakikati, Hakikatin marifeti
3-Marifetin şeriatı, Marifetin hakikati, Marifetin marifeti
Bu üçüncü mevzuyu anlatmada sıkıntı çekmedik ama yaşayanı bulamadığımız için zorlandık. Fenada insan zikrederken, insanlarla konuşurken Hakk Halk ile konuşur. Bu da insana sıkıntı verir. Bekada ise Hakk ile Hakk konuşur, bu insana yorgunluk vermez.

***

Bizim amacımız yokluğumuzu bilmektir. Muhabbet, ihlas, fena bunlar birer merhaledir. Yokluğumuzu bilmenin altındadır. Yokluğumuzu bilirsek Hakk’ın birliğine Hakk bilincine ulaşırız.

***

Bizim görevimiz ubudiyettir, ötesini O bilir.

***

“Bu alem yari güzindir bize. Hakk’ı Hakk ile bildik ki Marifet sırlarını açmak yok bize. Arifler bu alemin mihenk taşı. Avamın anlaması zor bizi.”

***

Buda, Sokrat, Eflatun, Spinoza, Bergson ve diğer mistik düşünürlerde, Yoga talimlerinde aradığın hikmet, marifet, huzur ve mutluluğu İslam Tasavvufunda bulabilirsin.

***

“Burası vahdet pazarıdır; canlar, tenler satılır. Hakk bilinir, mümin olunur.”

***

Bütün fiilleri birlersen tevhid ehli olursun. Halka bakışın da değişir.

***

Celal aşkın narı, Cemal aşkın nurudur. İkisini cem etmeden hakikati anlayamazsın.

***

Celal Hak, Cemal Hak, kendin bırak, Hakk’a bak.

***

Cem ehli, fark ehlinin taşından kurtulamaz.

***

Çeşitli gerekçelerin arkasına sığınarak, olduğu gibi görünmek fırsat ve imkanını tanımadığımız insanların iki yüzlülüğünden şikâyet etme Hakk’ına sahip değiliz.

***

Dağarcığında irfan ehlinin birkaç sözü bulunsun. Kıymetini artırır.

***

Dua ubudiyetin gereğidir, inancını diri tutar. Sığınmanın, güvenmenin rahatlığını yaşarsın.

***

Dünya nimetlerinden Mümin de münkir de mahrum olmaz. Marifet-i İlahiye’ye mazhar olmak seçilmişlere mahsustur.

***

Dürüstlük, güzel ahlakın temeli. Diğer güzel sıfatlar bu temelin üstüne bina edilir.

***

“Ehadiyyet makamının zevki nasıldır? Orası Mahmud makamıdır, anahtarı Resulullah Efendimizin elindedir. Gayretle varılamaz. O (sav) Lütfederse açar. Mahmud olursun, zevki Mahmuddur.”

***

“Ehadiyyet-ül Cem’de Fark nasıl ortadan kalkar? Biz bütün filleri birledik. Sadece emredileni yapmaya teşvik eder yasaklardan sakındırmaya çalışırız.”

***

Ehl-i İrfana şikâyet yakışmaz.

***

Erdem yoksulluğu irfan yoksulluğudur.

***

Ey MÜHEYMİN! Gönlündeki gözüne, gözündeki diline, dilindeki eline mazhar oldu. Sen marifetullahı Cem’e ayna edip Beka’ya münacat edensin.

***

Ey talib-i Hakk! Hakk’ı kendinde ara.

***

Ey talib-i Hakk! Hakk’ı kendinde bil. Enfüste ve afakta var olan Hakk’tır.

***

Ezeli ve ebedi tek varlık tek vücut O’dur. Zatıyla aşkın, isim ve sıfatları ile içkindir. Bütün varlıklar onun isim ve sıfatlarının görüntüsü, ezeli ve ebedi yokluğun ifadesidir. Hiçliği hissedip yaşamadan varlığı hissedip yaşayamayız. Hiç olunmadan var olunmaz.

***

Fail olmadan fiil olmaz, fiil olmayınca eser vücuda gelmez.

***

Fark ehli halkı görür. Cem ehli Hakk’ı görür.

***

“Fatiha insandır, insan-ı kamildir. İhlas ise O’dur. Seyr-i süluktan maksat Fatiha’dan İhlas’a ulaşmaktır. Seyr-i süluk budur, yine O’ndan O’na ulaşılır “.

***

“Fena, Fena dedik ama zaten var mıydık ki? Evvel HU, Ahir HU, Zahir HU, Batın HU.”

***

Gönül ocağına irfan mektebine nasıl gidilmesi gerekiyorsa öyle gitmeli.

***

Gönüllerde yer buldunsa Hakk’a teşekkür et, iyi bir rol vermiş demektir sana.

***

Hakikat anlatılmaz yaşanır.

***

Hakikati aynı olmasına rağmen suya kar diyemediğimiz gibi kara da su diyemeyiz.

***

Hakikatte Arş ve Kabe arifin kalbidir.

***

Hakiki Tevhid; Hakk olduğunu bilmek, kul gibi yaşamaktır.

***

“Hakk her zaman her yerde Sensin sana hep perde”. “Allah (cc) her an bir şandadır”. Rahman Suresinin 29 ayeti bu sözün karşılığıdır. Marifet “Allah var gayrı yok” u halen zevken yaşamaktır.

***

Hakk var, gayrı yok.

***

Hakk’a teslim olanın tercihi olmaz.

***

Hakk’a yaklaştıkça halka yabancılaşırsın.

***

Hakk’ı Hakk ile bildim
Hakk’a Hakk ile hicret ettim
Hakk’a Hakk ile yükseldim

***

Hakk’ı itham etmek gibi bir edepsizliğe kalkma. Teslim olmayı razı olmayı bil.

***

Hakk’ı seyreder her anı
Kahhar esmasıdır zikrullahı
Resulullah’tan alır daim suyu
Muhabbettir pınarı

***

Hakk’ı tanımadan, Hakk’ı sevmeden yapılan ibadet özürlüdür.

***

Hakk’ın gayrı olmadığını bil kulluğa sıkı sarıl.

***

Halkın Hakk’a perde olması şeriat
Hakk’ın halka perde olması hakikat
Halkı Hakk’ta, Hakk’ı halkta görmek marifet.

***

Hayata küsmek için doğmadık, yaşama Hakk’ını yerli yerinde kullan.

***

Hayy esması ile sıfatlar giydirildiğinde sıfatınla Zat’ına ibadet edersin. Bir perde daha kalkar. O zaman anlarsın ki Hakk ile Hakk’a ibadet edersin. Kayyum olursun.

***

Hicreti olmayanın kemali yoktur.

***

Hikmet, ariflerin tefekkür denizinden çıkardığı incidir.

***

Huzuru arayan aslında İslam’ı arıyor, inancı, ibadeti, zikrullahı arıyor.

***

Huzuru ve mutluluğu yanlış yerde arama. Hakk’a yönel.

***

HU ile öl
HAYY ile diril
KAYYÜM ile giyin

***

İbadet çokluğu irfan yokluğunu gidermez.

***

İçim Hakk dışım Hakk
Dışım küçük alem
İçim büyük alem
Hakk var gayrı yok.

***

İhlas, irfanın öncüsüdür.

***

İlim ehlinin sözüne, irfan ehlinin gözüne bak.

***

İlim tenden, irfan candan söz eder.

***

İnsan “HU” dediğinde bütün mevcudat “La mevcuda illa HU” der. “Allah” dediğinde ise bütün zerreleri “La mevcude illa HU” der.

***

İnsan üç kısımdan oluşur:
Kıyam: Cem, Tevhid-i Efal.
Rükû: Cem-ül Cem, Tevhid-i Sıfat.
Secde: Ehadiyyet-ül Cem, Tevhid-i Zat
Tahiyyat: O ahfadır.

***

İnsanda yanılmazlık sıfatı yoktur. İnsan yanılır, hata yapar.

***

İnsanı tanımadan Hakk’ı tanıyamazsınız. İnsan Hakk’tan bir yansımadır. Peygamber (sav) Efendimize Hz. Ebubekir gelir ve “Ya Resulullah! Sen miraçta Rabbimizi görme şerefine nail oldun, biz de böyle bir şerefe nail olabilir miyiz? Biz de Hakk’ın cemalini görebilir miyiz?” dediğinde Peygamber (sav) Efendimiz: “Ya Ebubekir! Allah’ın cemalini görmek istersen benim yüzüme bak. Beni tanırsan Rabbini görürsün. Muhammed’i görmeden Hakk’ı göremezsin” demiştir.

***

İnsanın gerçek değeri insan oluşundadır. Diğer sıfatları bu temel değer üstüne bina edilir.

***

İnsanın Hz. Allah’tan gayrı oluşu Tevhid-i Efal ile biter. Tevhid-i Sıfata geldiğinde ise sözü Kuran, fili Hakk, sıfatı da Hakk olur.

***

İrfan, arı duru kalbin meyvesidir.

***

İrfan, artıkça ayrımcılık azalır.

***

İrfan, arttıkça hoşgörü artar.

***

İrfan, gönül bahçesinin gülüdür.

***

İrfan, ibadet ehlinin yolunu aydınlatan ışıktır.

***

İrfan sahibi Rabbani gözle bakar aleme. O’nun gayrını görmez, göremez.

***

İrfan yoksulluğunu yoksulluk olarak görmediğimizden karanlıklar içinde kalıyoruz.

***

İrfanı çok olanın şikâyeti az olur.

***

İrfanın yurdu olmaz.

***

İsyan ve inkâr seni büyütmediği gibi Hakk’ı da küçültmez.

***

Kahrı, lütfu birlemeyenin tevhidden haberi yoktur.

***

Kalbi Allah’a bağlı olan dünyaya bakmaz. Ahireti de bilmez. Arifin kalbindeki nur güneşten daha parlak, kalbindeki ışık her şeyden daha şulelidir.

***

Kalbinde aşk olmayan salik, Allah yolunun sıkıntılarına, çilesine katlanamaz.

***

Kar kar, su sudur. Doğru olanı budur. Peki kar kalkar da günün birinde benim de aslım su, hakikatim sudur derse bu söz gerçek değil midir?

***

Kendimize varlık vermekle ondan ayrı düştük. Hakikatte ne ayrılık var ne aynılık.

***

Kendimize varlık vermekle şirke düştük. Hakk var gayrı yok.

***

Kendine varlık verip şirke düşme, sen yoksun var olan Hakk’tır. O’ndan gayrı olmayınca hulul nerede ittihat nerede? La mevcude illa Hu.

***

Kimin gönlünde tevhid inancı karar kılarsa, çok tanrılara meyil ve muhabbet etmekten kurtulur.

***

Köşelere çekilip kendi kendini beğenme. İlimde, irfanda, ihlasta, fazilette senden üstün olanların sohbetinde bulun ki değerini anlayasın.

***

Kulluk acz üzerine kurulmuştur.

***

“La mevcude illa HU” diyen, bunu halen, zevken yaşayanın gönlü Kâbe’dir. Her gecesi Kadir, yoldaşı Allah Resulüdür.

***

La mevcude illa Huyu zikrederken bunu şöyle anlatmak isterim: Bu alemde her şey Ya Mudill ve Ya Hadi isminin tecellileridir. Bu Esmaların birleştiği yer de La mevcude illa Hu’dur. Hakikat kapısı açıldığında yine kapılar açılır. Oyun içinde oyun gibidir. Bu Kapıdan gerçek insana ulaşmak için seyredersin. Allah içinde bulunan bedeni seyreder. Zatı ile sıfatlarını seyreder. Marifet sofrasında hem oturur hem doyar hem doyurur ve o kişiye Ehadiyyet verilir. Alemde hem Hakk’ın sıfatlarını seyreder hem kendini seyreder.

***

Lahut aleminde Hz. Allah kendi zatıyla kendini seyreder ama bunu teşbihle tenzihi birleyen bilebilir. Rahman teşbih Rahîm tenzihtir. İkisinin birleşmesiyle Hz. İnsan olur. O da lahut alemi dahil bütün alemleri içinde taşır ve alemler ona hizmet ederken o acziyetinden Allah (cc) için hizmet eder.

***

Marifet, acziyetini ve hiçliğini bilmektir. Halen, zevken yaşamaktır.

***

Melamette ileri gittin. Vahdet-i vücut zevkin oldu. Aşk lezzetin oldu. Kahhar esman oldu Mahmud.

***

Menfaat düşüncesiyle kimi seversen sev, hakikatte yine kendini seviyorsun.

***

Merkez, bütün noktaların en uç noktası olarak görülür. Oraya ulaştıktan sonra ne iç ne dış söz konusu olur. O zaman her tür olağan fark ve masiva tevhid içinde çözülerek kaybolur. İşte bunun içindir ki Allah (cc) hem ilk hem sondur (Hüvel evvelü vel ahiru vezzahiru vel batın). Çünkü hiçbir şey O’nun dışında ve iradesi dışında değildir. Tüm hakikat O’ndandır. Çünkü O mutlak hakikattir. O Hakk’tır, Hüvel Hakk’tır.

***

Muhabbetle, aşk ile yolumuzda “La Mabude illa Hu” diye yürüdük. Dilimizle vecd ile “La faile illa Hu” diye konuştuk. Gözümüzle “La mevcude illa Hu” diye baktık.

***

Mutlak iyi de mutlak kötü de yoktur. Allah (cc) bütün sıfatlardan münezzehtir. Biz iyi ve kötü derken Allah’ı kayıt altına almış oluruz. Tevhid-i Efale yaklaşan insan kurtuluşa yaklaşmıştır. Tevhid-i Efal, küçümsenemez bir makamdır.

***

Mürşidin meclisi, dedikodu pazarı değil, Vahdet dükkanıdır.

***

Nefs kapısını kapatmadan mürşid kapısına ulaşamazsın. Mürşid kapısına ulaşınca Peygamber kapısı aralanır.

***

Nefsani sıfatlardan temizlenip Ahlak-ı Muhammedi’yeye ulaşmadan huzur ve sükûn bulamayız.

***

Nefs-i Emmare ve Nefs-i Levvamede kötü huylardan kurtulmak için zikir önemlidir. Nefs-i Mülhime ve Nefs-i Mutmainnede güzel ahlak ve güzel filleri elde etmek için zikir gereklidir. Nefs-i Raziyye ve Nefs-i Marziyyede zikir makamını kuvvetlendirmek ve makamını korumak için önemlidir. Nefs-i Safiyye makamında ise arif “Ya Kahhar” esması ile makamını kuvvetlendirir. “Ya Kahhar” esması zırhtır. Bazen de “La mevcude illa Hu” zikrini çeker. Bu zikir ise şükür içindir.

***

Nefsi istenmeyen sıfatlardan arındırmanın tek yolu var; “Mücahede”, isteklerine hayır demek.

***

Nefsine hayır, Hakk’a yüceltir seni.

***

Nefsini Hakk ile meşgul etmez isen nefsin seni masiva ile meşgul eder. Masiva da Hakk’ın yüzüdür, Hakk’ın tecellisidir. Masiva da yok sen de yoksun. Hakk var gayrı yok. Arif bir cümleyi üç şekilde anlatır: Şeriat, tarikat, marifet.

***

Nerede ne konuşulacağını bilmek irfan işidir. Zilletten izzete giden yol yokuş, izzetten zillete giden yol iniştir.

***

Ortada şaşkın kararsız dolanıp durma. Haktan hakikatten yana ol.

***

Önemli olan çok yaşamak değil erdemli, irfanlı yaşamaktır.

***

Önü zâkir olanın, sonu arif olur.

***

Resulullah Efendimiz (sav) ilmin şehri, güzel ahlakın piridir. Allah (cc) bizi O’nun irfan ve ahlakından nasiplendirsin.

***

Resulullah’tan (sav) gelen her şey bize emanettir. Biz bu emaneti yerine, sahibine ulaştırırız. Bu emanet tevhiddir. Şirk içinde olana masiva vardır, hakikatte masiva da Hakk’ın yüzüdür, masiva da Hu’dur.

***

Ruh zikrullahtan çok büyük iştiyak duyar. “Kalpler Allah’ın zikri ile mutmain olur”.

***

Salikin Allah’a yakınlığı arttıkça benliği devamlı erir.

***

Sayıları az olsa da her devirde arifler bulunur. Kıskançlığın ve gururun tuzağına düşme.

***

Sen, seni, sende olmayan sıfat ve faziletle takdim eder tanıtırsan er geç masken düşer, gerçek kimliğin ortaya çıkar.

***

Sen vefalı ol, başkalarının vefalı olmasını bekleme.

***

Seni her türlü fenalık yapmaya teşvik ve tahrik eden en kötü arkadaşın, terbiye edemediğin nefsindir.

***

Seni Senle sevdik seyrettik
Hakk’a Hakk ile vardık bildik
Aşk ateşi ile gönlümüzü dağladık
La mekana göçtük elhamdülillah.

***

Servet edinme hırsı, şehvet ve şöhret düşkünlüğü, ubudiyet görevini unutturmasın.

***

Sevgi, Salikin bineğidir.

***

Seyr-i sülük erbabı, fena (yokluk) makamına ulaşmadan ilmini, ibadetini, hasenatını görmekten ve yaptıklarına karşılık beklemekten kendini kurtaramaz.

***

Seyr-i sülük tamamlanmadan huzur ve sükûn hasıl olmaz. Yolcu yorgun ve sıkıntılıdır.

***

Sözün çokluğu irfan azlığındandır.

***

Sükût arifin heybetini artırır, cahilin cehaletini örter.

***

Şeriat ipi sağlamdır. Marifet ipi hem sağlam hem sonsuzdur.

***

Tasavvuf bidayetinden günümüze kadar sonlunun sonsuzu araması ve sonsuza ulaşma mücadelesi şeklinde tecelli etmiştir. Halen de aynı davanın temsilcisidir. O’nu arayan “Ben kimim?” sualini sorabilen her insan bu köprüden geçecektir.

***

Tasavvuf, güzel ahlaktır. Tevhid-i hakikiye ulaşmanın yoludur.

***

Tasavvuf, halktan Hakk’a hicrettir.

***

Tek yüze takılıp kalma! İrfan aynası çok yönlüdür.

***

Tevazu, salikin süsüdür.

***

Tevhid tohumları aşıkların gönlünde erken filizlenir.

***

Tevhid üç bölümdür: Hakk’ta Hakk ile tevhid. Hakk’ta halk ile tevhid. Halkta Hakk ile tevhid.

***

Tevhidin hakikati, Hakk’ı Hakk ile seyretmektir. Hakk’ı seyrettiğinde kendini görmek, kendine baktığında Hakk’ı seyretmektir.

***

Ucub, istenmeyen sıfatların anasıdır.

***

Üveysilerin hırkası tevhiddir, zilletle giydirilmiştir. Onlar sevgili için çok ah edenlerdir.

***

Vahdet kapısının anahtarı ihlastır. İhlasla atılan taş vahdet eşiğine düşer.

***

Vara yok demedik. Yoka var demedik. Sadece Hu dedik. La mevcude illa Hu dedik. Ahmed dedik Hu’yu gördük. Hu dedik Ahmed’i gördük.

***

Varlığını terkeyle, Hakk’ı Hakk’la zikreyle.

***

Varlık örtüsünü kaldırdığında sadece HU kalır.

***

Vuslat irfandır.

***

Yaptığından Hakk’a sual sorulmaz. Aklı olan insan Hakk’a darılmaz.

***

Yeryüzü Hakk’ın sofrasıdır. Bu sofrada iyinin, kötünün, güçlünün, güçsüzün, tüm mahlukatın payı vardır.

***

Zahiri temizlik kolay batıni temizlik kolay değildir. Disiplin işidir.

***

Zatına arif olan Hakk’a arif olur. Onunla bakar. Onunla işitir. Onunla konuşur. Tutan eli, yürüyen ayağı olur.

***

Zıtlık Fark aleminde vardır. Hakikatte zıtlık yoktur, hepsi O’dur.

***

Zikirden maksat ilahi aşka ulaşmaktır. Zikir ilahi aşka ulaştırmıyorsa zikir zikir değildir. “La faile illallah” da sözsüz ol. “La mevcude illallah” da dilsiz ol. Ariflerin zikri ise sükuttur.

***

Zikrullah, Allah sevgisinin davetçisidir.

***

Zikrullahtan hasıl olan zevki, şevki, huzuru tadanlar bilir.

***

Sen yoksun, Hakk var…

***

Yokum!… Hakk var!…

***

Seven sevdiğine aynadır. Orada yok olur.

***

Sen seni bil. Senden eser kalmasın…

***

Sevgiden geç, yokluğu bul.

***

Kendinden geç, yokluğu bul.

***

Sevgi ikiliktir, yokluğu bul.

***

Sevgiden geç, Birliği bul…

Yorum bırakın