
Doğru okunmuş ve doğru yaşanmış bir hayatın defalarca kez tecrübe süzgecinden geçirilmiş kararlarını, fikirlerini paylaşmış bizimle Ahmed-i Garibullah Hazretleri. Kendine has üslûbu ile korkusuzca ifade etmiş doğruları. Büyüklüğün tanımını bağışlayabilme ile açıklamış. Hür düşüncenin önü nasıl açılırmış, insan denilen değer nasıl anlaşılırmış anlatmış bıkmadan, yılmadan. Sadece kitabına verdiği isimle bile nasıl kucaklayıcı olduğunu, önce insana önem verilmesi gerektiğini ziyadesiyle anlatmış aslında.
Düşünmenin, fikrin, sevginin zirvelerinden susuz kalmış beyinlere, gönüllere tertemiz saf kaynak sularını indirmiş. Kendisi için yorucu geçen bu uzun yolculuktan birkaç satıra sığdırdığı eşsiz cümleleri, tarlaya bırakılan tohum misali koyuvermiş önümüze.
Varoluşun nedenlerini çarpıcı bir biçimde ortaya koyan, bilim ve aklın süzgecinden geçirilmiş realist düşünceleri; insanı ve insan sevgisini esas alan Tasavvuf felsefesi ile yoğrulmuş, toplumsal huzur ve refahın sevmekle mümkün olduğunu savunan bütünleştirici tavsiyeleri, sade bir dille sunmuş bizlere.
Düşünen, sorgulayan, bilgiye ve sevgiye susuz insanlar için başından sonuna bir çırpıda okunacak, etkilerini ise bir ömür boyu hissettirecek, aşk ve aklın el ele olduğu, tadımlık olmayan, uzun soluklu bir eserle tanışmaya ne dersiniz?
“İnsanım Benim” hepimiz için…


Yorum bırakın