
İnsan, insan, insan…
Hz. Pir Ahmet-i Fakirullah’ı tanıyanlar, eserlerini inceleyenler O’nun hayatında insanın ayrı bir yer kapladığını gözlemlemektedir.
Hz. Pir, insanı Hakk’ın tecellisi olarak görmüş, insanı sevmeyi, anlamayı ve insanla hemhal olmayı bir ömür hayatının temel felsefesi olarak kabul etmiştir.
İnsanlara koşulsuz ve karşılıksız gönlünü, sofrasını açmış, insan için, insanlarla bir şeyleri paylaşabilmek için ömrünü köy köy, kasaba kasaba dolaşarak geçirmiş bir sevda ve dava insanıdır O.
İnsan bu! Sevgisine, ilgisine, ahidlerine vefa göstermeyenler O’nun gönlünde kırık bir hatıra gibi yer etmiş ancak O, yine de insan demekten, insanı sevmekten geri kalmamıştır.
İnsan ile bu denli hemhal olan bir gönül ve düşünce adamının kaleminden yine insanla ilgili düşünceler, gözlemler ve tecrübeler akıcı bir üslup ile terennüm etmiştir. Şiirlerindeki ifadeler biraz hiciv, biraz teselli, biraz nasihat, biraz yergi şeklinde dile gelse de insana karşı şefkat, merhamet ve muhabbetinin yansımalarıdır aslında.
İnsanlara kucak açmışım/Sevmişim insanları bir kere/ Kahrını çekmişim bunca yıl/ Sevdiklerimin/ Dönmem/ Dönemem gittiğim yoldan/ İnsan, demişim bir kere…
Evet, O bir kere insan dedi ve bir daha dönmedi. Bedeli ne olursa olsun insan denilen ağır yükü şikâyet etmeden zahmetini çeken bu kutlu insanın mısralarının bir köşesinde okuyucular kendisini bulabilecektir.
Söz vardır kulağımızdan içeri girmez, bir anlam ifade etmez. Söz vardır yüreğimize dokunur, bir kıvılcım çakar içimizde. İçimizden gelen bir ses gibidir. “Kendini tanı, kendini oku” diyen bir ustanın sözleri de böyledir.
Okuyup anlayabilmeyi, manaların gönül ve düşünce dünyamızda yeni ufuklar açması temennisiyle…


Yorum bırakın