“Ya Rabbi şu ayda senin rızayı şerefine uygun ameller işleyebilmeyi bize nasip et, bize senin rızana yaklaştıracak işleri kolaylaştır” şeklinde sağlam sahih böyle bir niyetle bu aya girelim kardeşlerim. Agâh olmak, uyanık olmak durumundayız. Allah (cc) hepinizden razı ve hoşnut olsun. Bu karda kışta her biriniz bir yerlerden gelmişsiniz.

Cenabı Hak şu içinde bulunduğumuz mübarek ramazanın feyzinden nurundan bizleri hisseyab etsin bu çok mübarek feyizli bereketli bir aydır. Allah’a (cc) hamd namütenahi şükürler olsun bizi böyle bir aya ulaştırdı. Bu ayın affı ilahiye nail olan kulları arasına inşallah Cenabı Hak bizleri ilhak buyursun kardeşlerim. Bu büyük bir nimettir büyük bir fazilettir kardeşlerim.

Tabi bu ramazan hakkında uzun boylu şeyler anlatmak niyetinde değilim size. Zaten hoca efendiler usulen bunu teorik bilgiler olarak veriyorlar. Önü rahmet, ortası mağfiret, sonu cehennemden kurtuluş diyorlar, değil mi kardeşlerim? İzah ediyorlar, tek tek kelimeleri, harfler bile tek tek izah edilmiştir bazı eserlerde ama bunların hiçbirisi hatırınızda kalmaz.

Yalnız burada size bir şey hatırlatmak istiyorum. Zaten şuraya gelen Müslümanların hepsi orucun tarz olduğuna inanmış insanlar, hiçbirisinin burada orucun farziyetinden şüphesi yoktur. 

Cenabı Hak bizden öncekilere farz kıldığı gibi orucu bize de farz kılmış. Biz zaten Müslümanlar, inananlar olarak önce Allah’ın (cc) emrettiği şeye teslim olmak durumundayız. Faydası, fazileti bunu artık sosyologlar nasıl izah eder, doktorlar nasıl izah eder, psikologlar nasıl izah eder onlar varsın faydalarını izah etsinler. Biz önce öteki tali faydalarını bir kenara bırakacağız. Cenabı Hak orucu bize tarz kılmıştır, tamam. Demek ki bizim fert olarak, toplum olarak elde edeceğimiz faydalar vardır, bunun için Cenabı Hak bunu bize tarz kılmıştır, biz önce Allah’ın (cc) hükmüne teslim olacağız. Kayıtsız şartsız teslim olacağız, Allah’a (cc) teslim olacağız.

Ondan sonra araştırsın bilim adamları. İşte aç durmanın şu kadar faydası var, bu kadar fazileti var. Bu nedir biliyor musunuz? Bu aslında -tabirim mazur görülürse- bu çocukları yahut inancı zayıf insanları bu yola ısındırmak için söylenecek sözlerdir. Yani şu kadar sevaptır, bu kadar faziletlidir, işte mide üzerinde sindirim sistemi üzerinde şu faydaları vardır, psikolojik yönden bu faydaları vardır, şudur budur. Bunlar bütün böyle zayıf insanları ısındırmak için kuvvetlendirmek için söylenmiş sözlerdir. Biz buna kuvvetli inanmış ve teslim olmuşsak: Allah (cc) bizim için yani bunu tarz kılmış, tutacağız.

Benim burada size aciz günahkâr bir kardeşiniz olarak hatırlatmak istediğim bir tek şey var -hatta bunu bu ramazan için değil de bir ömür yaşantımız için böyle- Aleyhissalatu vesselam Efendimiz şöyle buyuruyor: “Nice oruçlar vardır ki yanlarına sadece açlıkları ve susuzlukları kalır.” Bu hadisi pek çoğunuz duymuşsunuzdur değil mi kardeşlerim? Burada çok ikaz edici irşat edici bir işaret var. Bu hadisin işaret ettiği kapsama girmemek lazım Müslüman kardeşlerim. Yani aç susuz durup da eli boş çıkmamak lazım ramazandan, benim bir tek söyleyeceğim budur ramazan hakkında.

Bu noktayı iyice ısrarla söylüyorum, bu büyük bir felakettir hakikatten. Yani bu nedir, para için bir hazineye sokuyor seni, hazineye giriyorsun eli boş çıkıyorsun. Padişahların böyle kıssaları menkıbeleri vardır ya. Gir de hani hazineye ne kadar para alırsan al. Arkadaşlar bu duruma düşmemek lazım ve âcizane günahkâr bir kardeşiniz olarak bu noktada sizi ikaz etmek istiyorum, bu hadisi tekrar hatırlatmak istiyorum.

Peki, zahiren aç susuz kaldığımız, oruç tuttuğumuz halde bizim yanımıza açlık ve susuzluktan başka bir şey kalmayan oruç nedir? Bizi bu duruma Allah (cc) düşürmesin, bu duruma düşürecek sebeplerin başında ne gelir biliyor musunuz kardeşlerim? Bunu başında gıybet hastalığı yatar. Bu toplumda çok yaygın, çok kötü bir hastalık… Bunu hafife alıyoruz önemsemiyoruz, çok küçümsüyoruz ama bu konuda yine Hadisi Şerif var “Gıybet zinadan şiddetlidir”. Buna çok dikkat etmek lazım.

Bu mübarek ayda bizim işte orucumuzu ifsat edecek, bozacak en büyük faktörlerden biri bu gıybet hastalığıdır. Zaten elhamdülillah inanan şu insanlar oruç tutan bu insanlar elhamdülillah elbette büyük günahlardan sakınacaklardır, sakınıyorlardır zaten. Ama biz böyle ufak gördüğümüz, küçümsediğimiz, mühimsemediğimiz günahlardan dolayı kaybediyoruz. Öyle ise bu gıybet hastalığına çok dikkat edelim. Zaten inşallah Cenabı Hak bize bunu nasip etti lütfetti ulaştık orucumuzu da tutacağız, namazımızı da kılacağız, teravih namazımızı da kılacağız zaten bundan şüphemiz yok. Ama bu gıybet hastalığına çok dikkat edin arkadaşlar.

Bu mübarek ayda bu tuttuğumuzun yaptığımızın yanı sıra alışmış olduğumuz bir takım kötü alışkanlıklar var ya bunlardan en az bir tanesini mutlaka ve mutlaka terk etmeye uğraşalım arkadaşlar. Herkes kendi hatalarım kendi zafiyetini kendi kusurlarını bilir. Şu mübarek ayın bereketi ile bu kötü alışkanlıklarımızdan en az bir tanesini terk etmek için azmedelim ve Cenabı Haktan bu konuda yardım isteyelim. Diyelim ki misal sigarayı bırakmak istiyorsa bu kardeşimiz “Ya Rabbi bana bu ayda bu sigarayı bırakma kolaylığını bahşet, sigaraya karşı bana sabır ve tahammül ver, beni bu pislikten kurtar”. Allah’tan (cc) böyle yardım istedikten sonra kendimiz de çok azimli ve kararlı bir şekilde -nasıl orucu tutmaya azimliyiz kararlıyız- bu bahsini ettiğim kötülüğü misal sigara ise sigarayı bırakacağız, bu işi yapmak durumundayız. Yahut başka şeyler, gıybet, dediğim gibi. Ya Rabbi beni/bizi bu gıybet hastalığından kurtar. Gıybete karşı bize tiksinti ve soğukluk ver. Ya Rabbi konuştuğumuz şey senin rızana uygun olsun.

Aleyhissalatu vesselam efendimiz yüce insan bu konuya dikkatimizi çekmiş. Biz, inananlar olarak kitap ve sünnete uymak mecburiyetindeyiz Müslümanlar. Biz kitap ve sünneti kendimize uydurmayacağız, kendi aklımıza uydurmayacağız. Biz kendi yaşantımızı kitaba ve sünnete uydurmak mecburiyetindeyiz. Öyle ise bu mübarek ay sükût etmek için de, hayırlı konuşmak için de bir zemin hazırlıyor bir fırsat hazırlıyor değil mi? Aç insan ne yapar? Aç insan zaten fazla konuşmak ihtiyacını duymaz değil mi kardeşlerim. Bunu -gıybetten sakınmayı- bu ayda bir alışkanlık haline getirelim. Bu ayda bu güzel hasleti kendimize kazandıralım. İnşallah bundan sonra devam etsin gitsin yaşantımızda.

Yani bunun ben bir iki tanesini misal olarak arz ettim arkadaşlar. Tabi bu hatalar pek çoktur. Gıybetle sigarayı misal olarak arz ettim. Bunun yanı sıra gıybetten sonra bir de gözümüzü koruyalım gözümüzü. Orucumuzu ifsat edecek hastalıklardan bir tanesi de bu. Gözümüzü koruyalım kardeşlerim. Kulağımızı da koruyalım. İnşallah yediğimiz lokmanın helal olmasına dikkat edersek umulur ki Cenabı Hakkın bu büyük rahmet ayından mağfiret ayından elimiz boş çıkmayız arkadaşlar. Bunlara çok dikkat edin.

Orucumuzu ifsat edecek şeyler benim aklıma gelen bu an ilk etapta şunlardır yani. Gıybet, dilimize dikkat etmemek, malayani konuşmak, gözümüze dikkat etmemek. Gözle göreceğimiz bir takım şeyler bizim kalbimizi bozacaktır değil mi kardeşlerim? Kulağımıza dikkat etmek, gıybet etmiyoruz konuşmuyoruz ama gıybet edeni dinliyoruz. Yine bu bizim orucumuzu ifsat edecektir, bozacaktır. Gözümüze, kulağımıza, dilimize, elimize sahip çıkmazsak zaten oruç olmaz değil mi? Bunlara çok dikkat edelim ve de bizi böyle bu günaha sürükleyecek şeylere…

Yanına gittiğimiz zaman arkadaşlarımızı çevremizi biliyoruz ya hani. Filanın yanına gidersem ne konuşulur, Fenerbahçe’den konuşulur, falanın yanına gidersem ne konuşulur partiden konuşulur, filanın yanına gidersem ne konuşulur Allah’tan (cc) , Resulünden(sav), kitaptan konuşulur. İşte bu ayda bu hiç olmazsa bu mübarek ayda yanına gittiğimiz insanlar bize Allah’ı (cc) hatırlatan insanlar olmalı. Bize Cenabı Hakkın zikrini, fikrini hatırlatan insanlar olmalı. Bizi gıybete boş lafa, söze düşürecek insanlardan bu ay kesinkes sakınalım kardeşlerim.

Daha net bir dille uzlet, uzlet! İşe gitmek mecburiyetindesin, işine git çoluğun çocuğun rızkını oradan kazanıyorsun. İşine git ama evine dön. İşyerinde de dediğim gibi seni bu gıybete, malayaniye, boş laflara sürükleyecek insanlardan uzak olalım.  Aslında bizim yani Müslümanların uzlet hayatı olmalıdır. Bu ay böyle disiplinli yaşamaya biraz daha özen gösterelim. Titizlik gösterelim. Çünkü uzlet edersek yalnız kalırsak gıybet de etmeyiz. 

Gıybet etmek dinleme durumunda değilsin. Yalnız kalırsan belki Kur’an okursun, belki salavat okursun, istiğfar yaparsın, zikir yaparsın. Belki açar bir kitap okur ilmi bir şeyler öğrenirsin bunların hepsi de güzeldir.

Bu ayı yani ben öyle heveslendirmek gibi laflardan ziyade daha ciddi, daha ihlaslı, daha samimi bir şekilde yaşamaya davet ediyorum sizleri kardeşlerim. Ciddi bir şekilde mücadeleye, mücahadeye davet ediyorum. Yani şu mübarek ayın bitiminde bir takım kötülüklerden arınmış olarak çıkmalıyız inşallah. “Şu kötü alışkanlığımı bu ayda terk ettim” demenin ferahlığı içinde olmalıyız ramazanın bitiminde. Ben sizi bu konuda bunu yapmaya davet ediyorum âcizane günahkâr bir kardeşiniz olarak. Yoksa zaten oruç tutacaksınız, tutuyorsunuz, tutarız, anlatabildim mi kardeşlerim?

İnşallah böyle sadece ve sadece Cenabı Allah (cc) rızasını ve hoşnutluğunu umarak, mükâfatını Allah’tan (cc) bekleyerek, inanarak, teslim olarak bu işi yaparsak zaten biz istesek de istemesek de, umsak da ummasak da Cenabı Hak bize çok büyük hediyeler bahşedecektir kardeşlerim. Ben daha bu gece sahura kalkar kalkmaz üzerimdeki yorgunluğu aldılar, yılgınlığı aldılar, gevşekliği aldılar. Hakikatten ne bileyim sanki on yaş gençleşmiş gibi hissettim kendimi. Böyle büyük bir muhabbet coşku geldi elhamdülillah. Sizlere de gelir inşallah kardeşlerim.

Yalnız bu ay çok ciddi şekilde mücadele edelim, mücahade edelim. Kendimize çok dikkat edelim. Sizin hiçbiriniz çocuk değilsiniz, gençler var onlar da çocuk değil. Yaşlı insanlar gelmişler, zaten gidecekleri bir yer kalmamış ama delikanlılar var cemaatin arasında bunlar daha olgun insanlar daha şuurlu gençler. Bunların her şeye gücü yeterdi ama bu delikanlılar gelmiş burada sohbet dinliyorlar. Yaşları genç olsa da akılları olgundur bence.

Bu ayda şuurlu olalım, bilinçli olalım yani nefsimizi terbiye edelim. Orucun temel esprisi budur. Allah’ın (cc) haram ve yasak kıldığı şeylere karşı ne yapıyoruz, sabretmeyi öğreniyoruz değil mi kardeşlerim? Oruçluyum, bak ne yapıyorsun Allah’ın (cc) haram kıldığı her şeyi elin ile itiyorsun. Öyleyse bu ayda bu güzel hasleti öylesine kazanalım ki hayatımız -bütün hayatımız- bir ramazan şuuru içerisinde geçsin. Bu mümkündür. 

Allah’ın (cc) yasak ve haram kıllığı şeyleri her zaman böyle elimizin tersi ile iteleyip Cenabı Allah’ın (cc) emrine ittiba ettiğimiz zaman hakikatten bütün bir yılı oruç tutmuş gibi sevaba nail oluruz Müslümanlar. Ekmek de yeriz, suyumuzu da içeriz, nasibimiz ve rızkımız olan her şeyi alırız ama bir sene oruç tutmuş gibi de sevaba nail oluruz. Bu ayda bu hasleti bu maneviyatı bu ciddiyeti kazanmaya gayret edelim arkadaşlar. Allah (cc) yar ve yardımcımız olsun. Sevdiği razı olduğu hoşnut olduğu amelleri işlemeyi bize kolaylaştırsın. Bizi nefsimize karşı daha hâkim kılsın daha sabırlı kılsın kardeşlerim. Bunları burada noktalamak isterim.

Kendi adıma şunu ben âcizane söylemek isterim: Biraz midemden rahatsızım. Son birkaç senedir nafile oruçları hiç tutamıyorum. Hatta üzülerek devam edeyim, kısa günlerde bile günde üç defa yemek yiyorum yani. Oruç tutamadığım için de arkadaşlara tutun demedim diyemiyorum. Ama inşallah şevval orucunu yine tutarız. Zaten ramazanda alışıyoruz açlığa değil mi kardeşlerim. İnşallah bu şevval orucunu tutmaya da gayret edelim onu da inşallah tutalım. Bugünden hatırlatayım.

Bir başka husus kardeşlerim bu mübarek ayda bu gece namazına alışmaya gayret edelim. Çünkü sahura kalkıyoruz ya Müslümanlar değil mi? İstesek de istemesek de sahura kalkıyoruz. Bunu bu otuz gün içerisinde alışkanlık haline getirir isek inşallah ondan sonra devam ederiz. Gece namazına çok dikkat edelim. Ben âcizane gece namazı üzerinde ders tarif ettiğim insanlara kılarsanız güzel olur deyip geçiyorum ama gece namazı kılmak gerekir kardeşlerim. Şu var, ağır işte çalışan arkadaşlar var, çiftçiler var, işçiler var, bu adamlar yapamayabilirler. Ama yine bu ramazanın bereketine ramazanda en az hiç değilse iki rekât olsun gece namazı kılmaya azmedin. Zaten sahura kalkacaksın, bir abdest al iki rekât bir teheccüd namazı olsun ramazanda kıl ve şartları müsait olan arkadaşlar yani ağır işte çalışmayan insanlar bu gece namazına da -burada hani bunu da yeri geldi söyleyeyim- gece namazını da alışkanlık haline getirmeye azmedelim kardeşlerim. 

Gecenin ıssız, sessiz saatlerinde Mevla ile huzurunda baş başa kalmak, o anda Allah’ın (cc) kapısını çalmak, O’na iltica etmek aman Ya Rabbi deyip O’nun kapısında küçülmek bu bize çok şey kazandırır kardeşlerim. Dünya geçicidir ve süratle elimizden kayıyor. Öyle ise ahirete hazırlıklı olmak lazım arkadaşlar. Şuurlu olmak lazım, bu güzel hasletleri bu mübarek aylarda kazanmak lazım.

Şu gök kubbenin altında üzülerek beyan edeyim dost bulamazsınız. Bunu kafanıza koyun. Dost bulamazsınız. Dost arama sevdasında olan varsa vazgeçsin, yorulmasın. Uzun bir yolculuktur eli boşa çıkar. Belki karamsar bir ifade gibi geliyor ama karamsar değiliz bilerek konuşuyoruz. Dost arama sevdasına kapılmayın, dost gök kubbenin altında zor bulunur. Ben bunu şuna benzetiyorum: çocukluğumuzda gençliğimizde okurduk masallar vardır bilirsiniz. Masal kahramanı kuş vardır. Zümrüd-ü Anka kuşu derler ya. Adı var kendi yok değil mi? Masal kahramanı bir kuştur. İşte dost bulmak da bunun gibidir. Dost bulmak şu gök kubbenin atında o Zümrüdü Anka kuşu gibidir. Adı var kendi yok. Dost bulamazsınız bu kubbenin altında. Öyle ise öteki beriki arkadaşımız eşimiz dostumuz dediğimiz insanlar bizi Allah (cc) ve Resulünden (sav) kesmesin. 

Bizi Allah (cc) ve Resulüne (sav) yaklaştıracak insanları kendimize dost edinmeye gayret edelim. Eğer bunlara da dost demek kolay oluyor ise. Bizi Allah ve Resulüne yakınlaştıracak, bizi Allah’ı (cc) ve Resulünü (sav) sevdirecek insanlarla ülfet, ünsiyet kuralım. Dost bulunmaz bu gök kubbenin altında. Büyük adamlar, kâmil insanlar, arif insanlar bu halkın arasında yüzlerce insanların arasında daima garip yaşamışlardır, daima mahzun yaşamışlardır. Dost bulamazsınız. Bunun için zamanınızı ötekiyle berikiyle israf etmeyin. Cenabı Allah’ın (cc) rıza ve hoşnutluğunu kazanacak ameller yapmaya kararlı bir şekilde devam edin. Dost, Allah’ın dostu, Üns-i Billahı bulmaya gayret edelim. Allah (cc) ile Resulü (sav) ile dost olmaya gayret edelim.

Bir menkıbe okumuştum bir yerde. Biz pek menkıbeli sohbetler yapamıyoruz. Kadiri meşayıhından zannediyorum, güneydoğuda mı olacak doğuda mı olacak yaşamış bu mübarek insan. Bu zat ahiret âlemine intikal etmiş, cenazesinde bulunamayan bir yakını kabrini ziyarete gitmiş. Bakmış ki mezar taşına -bir tahta dikerler ya hani- eğilmiş, eğri duruyor, tahtayı doğrultmuş. Ertesi gün yine okumaya gitmiş mezara, bakmış ki tahta yine eğik. Yine doğrultmuş. Gece rüyasında hazreti görmüş, demiş ki oğlum yaşarken bizim Allah’a (cc) karşı daima boynumuz büküktü bırak mezar taşımız da eğik olsun. 

Bunu okuduğum zaman ben fevkalade etkilendim ve ağladım Müslümanlar. Çünkü âcizane bu garipliği, o boynu büküklüğü şahsımız nefsimizde çok yakinen yaşıyoruz yani. Biz yakinen yaşıyoruz. Bakmayın o sohbetin başlamasında öyle celalli konuştuğumuza bizim boynumuz hep Hakk’ın kapısında büküktür. Boynumuz daima eğiktir. Gözümüz daima yaşlıdır. Bizi yakinen tanıyanlar bunu bilirler. 

Allah’a (cc) başka yakınlık bulunmaz kardeşlerim. Allah’ın (cc) huzuruna şunu yaptım, bunu yaptım, şu kadar Kur’an okudum, bu kadar hacca gittim, şu kadar sadaka verdim ile gidilmez. “Ya Rabbi biz bir şey yapamadık, Ya Rabbi! Boynumuz büküktür, gözümüz yaşlıdır Ya Rabbi. Senin huzuruna takdim edecek bir şeyimiz yoktur Ya Rabbi. Biz cürmümüzle, biz kusurumuzla, biz günahımızla geldik. Sen bizi affet, Sen bizi bağışla Ya Rabbi!” diye gidilir o kapıya. O kapıda küçüklük geçer, o kapıda mahviyet geçer kardeşlerim. 

Cenabı Hak yar ve yardımcımız olsun. Bize rızasını buldursun. Sevdiği kulları bize sevdirsin. Nefsimizin afatına karşı bizi hıfzetsin inşallah Cenabı Mevla. Akıbetimizi hayır eylesin.

Yorum bırakın