
O, sohbetlerinde insan-ı merkeze alan; seven ve hakkını teslim eden, günahıyla sevabıyla onaylayan, Kur’an ve İslam’ın dahi insanın refah ve mutluluğu için var edildiğini anlatan, insanın sırtına basa basa Tanrı’ya yükselemeyeceğimizi öğreten ve bütün bunları; akl-ı yabana atmadan aşkla şevkle yapan bir gönül adamı…
“İnsan aklıyla onurlu, iradesiyle sorumludur” ilkesiyle hareket eden, “Aklın yolu bir demek düşünceyi katletmektir.” diyerek aklı öteleyen geleneğe tapınmayı reddeden, tutuculuğa, bağnazlığa karşı ifrat tefrit arasında savrulmadan ömrü mücadele ile geçmiş bir fikir işçisi.
Son sözünü henüz söylememiş olan; mayası merhametle yoğrulmuş, bir gönül adamının, düşünce dünyamızı aydınlatacak, şuurumuzu yenileyecek, marifet denizinden çıkardığı incileri için önsöz yazmak… Bu, haddimizi aşmak olurdu doğrusu. Sözü daha fazla uzatmadan onun güzel bir vecizesiyle “Sözün azı çoğundan iyidir, söyleyene yorgunluk, dinleyene bıkkınlık vermez” diyerek Yaşamak Sevmektir’i istifadenize sunuyoruz efendim, yolunuz açık olsun.


Yorum bırakın